Galatasaray etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Galatasaray etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Ekim 2009 Pazartesi

Fenerbahçe 3-1 Galatasaray//Yazıklar Olsun!!

Yazacağım o kadar çok şey var ki maç ile alakalı. Maç öncesinde ve hemen sonrasında düşündüklerimi ve hissettiklerimi yazmış olsaydım muhtemelen 2-3 cilt falan tutardı.. Şimdi sadece kızgınlığıma anlatmak istiyorum. Çünkü artık hüzün, mutsuzluk değil tamamen öfke duyuyorum..
-Bir mor menekşe ağlıyor mu ne:)))

-'mor'inho dahi gelse Galatasaray'ı kurtaramaz

-RTÜK Şükrü Saraçoğlu Stadı'nı kapatıyormuş. Çünkü Fener-Galatasaray karşılaşmaları Cim-Bom'lu çocukların ruh sağlını bozuyormuş:)))

-Galatasaray camiasına verdiğimiz rahatsızlıktan dolayı özür dileriz.

-Galatasaray, Fenerbahçe'yi AİHM'ye verse milyonlarca Euro tazminat alır. Böyle işkence yapılır mı? Her sene her sene.

-Obama Cimbom'a yardım et.

- Sarı-kırmızı-mor-turuncu farketmez Fener Galatasaray'ı gördümü affetmez

- Bir varmış,bir yokmuş.Bir GS varmış,devamlı FBye yenilirmiş.

- Alışmışız artık 4'lere 5'lere o yüzden 3 kimseyi kesmedi:))

- Fener- GS maçlarını izlemiyorum. GS,FB' yi yenemedikçe bu ülke düzelmez.

- Kadıköy'de galibiyet görenler parmak kaldırsın.

- Galatasaray Kadıköy'de FENERBAHÇE'yi en son yendiğinde Süleyman Demirel Cumhurbaşkanıydı;)))))

- KOD ADI : Aslan terbiyecisiGÖREVİ: Galatasaray'ı farklı yenmek

- Onlar da insan onlar da sevinmek FB'ye karşı Kadıköy'de kazanmak istiyorlar.

- Aslan terbiyecileri için yine normal bir geceydi. Büyütülecek bir şey yok.

- Florya’da bazı G.Saray taraftarlarının tura çıktığını gördüm. Meğer 6 yemedik diye kutlama
yapıyorlarmış
- Bir kere de G.Saray maçı üzüntüsü yaşasak. İyice tadı kaçtı..

-Neden devlet bu 6saraya sahip cikmiyor:)))-Mormenekseler kanarya gribinden bir türlü kurtulamıyorlarrrr-))
İnternette dolaşan 'geyik'ler bunlar.. Galatasaray taraftarları bunları görüp sinir oluyorlar, hırslanıyorlar(ben çok takmam normalde ama artık benim de canımı fazlasıyla sıkıyor ve acıtıyor bu durum) ama sahaya baktığınız zaman en fazla koşan futbolcu Mustafa Sarp:7800 m civarı.. Takım olarak katedilen toplam mesafe 75 km.. 13 kişi oynadı Baros'u saymazsak dün gece.. Ortalama 5769 metre yapar.. 9 senedir kaybettiğin stada gidiyorsun, sırtında Galatasaray forması var, rakip taraftarlar, camia galibiyetten o kadar emin daha maç başlamadan Galatasaray taraftarlarını puan farkı 5 oldu diye kızdırıyorlar ve bu takımda ekstra bir motivasyona, hırsa yol açmıyor.. İşte bu yüzden yazıklar olsun. Amatör ligde futbol oynuyordum, Mart ayında dizimdeki bağlar koptu, menisküsüm yırtıldı, bu sene oynamıyorum, antreman filan da yapmadım haliyle ancak dün gece Galatasaray formasını giyiyor olsaydım eminim ki 5769 metreden fazla koşardım. İşte bu yüzden yazıklar olsun. Birçok kişide eminim ki benim gibi düşünüyordur. Dün o stada giden Galatasaray taraftarları, maçın başına otururken kalp krizi geçirecek kadar heyecan duyan taraftarlar ,ki birçoğunun içkisi sigarası vardır, dün sahada daha fazla mücadele ederdi.

Maç başlıyor Galatasaraylı futbolcular yanlarına pas atamıyorlar, defans her topu ıskalıyor, kendisine yaklaşan Fenerbahçeli oyuncuyu orta sahaya kadar takip ediyorlar (haliyle yerlerini boşaltmış oluyorlar) ilerde oynayanlar geri gelmiyor, ayaklarında top tutamıyorlar vs. vs. Amatörlüğün daniskası. Golü yiyelim diye dua edecek duruma geldim çünkü Galatasaray'ı sadece Anfield Road'da 3-2 kaybettiğimiz maçın ilk devresinde bu kadar amatör, komik, aciz görmüştüm ve takımımı böyle görmektense 3-4 farklı yenilgi almayı göze almıştım.

İlk gol ofsayt, penaltı penaltı değil hatta aynı pozisyonda Nonda sarı kart gördü Alex penaltı kullandı. Emre Belezoğlu kart görmeden maçı tamamlıyor. Baros'u yan hakemin gözü önünde sakatlıyor, Ayhan'a arkadan müdahale ediyor ses yok Ayhan hakemi alkışlıyor sarı kart veriyor. Keita'nın kırmızı kartında 4 saniye boyunca Carlos faul yapıyor, iki ayağını Keita'ya dolamış kollarıyla boğazını tutuyor, fırsat buldukça diz atıyor, ama Keita yumruk atmadan düdüğünü çalmaya tenezzül etmiyor. Carlos'un arabalarının arka camına asılan köpek gibi 4 saniye boyunca Keita'ya sarılmasına göz yummasa belki Keita atılmayak ki öncesinde yabancı maddeyle yaralanmış bu adam ve sen bu adamı koruyacak hiçbirşey yapmıyorsun, ne bir anaons yaptırıyorsun ne de o maddeyi 4.hakemine götürüyorsun Keita bunu yapınca sarı kart veriyorsun(Doğru karar).

Şimdi bunları yazdım diye birçok kişi hakemi suçlayarak kendimi rahatlattığımı düşüncek ancak bunları şunun için yazdım;

Bütün bu yukarda yazdıklarım hakemin Galatasaray aleyhine yaptığı fahiş hatalardır(Fenerbahçe aleyhine olanlar da vardı ancak Galatasaray'ın canı daha fazla yandı) ve bunların tartışmasını bile yapmam. Ancak bu hatalar olmasaydı, hatta ve hatta bunlar Galatasaray lehine olsaydı Galatasaray maçı kazanırdı diyebilir miyim? Hayır!!..İşte bu yüzden yazıklar olsun. Bu kadar hakem hatasını bile konuşacak, arkasına gizelenecek kadar oyun oynamadığınız için yazıklar olsun!!

Evet bu maç Galatasaray'ı çökertmeyecek(Baros ve Keita'nın uzun süreli olmaması büyük darbe ama ben skorun yaratacağı salt psikolojik travmadan bahsediyorum) fazla etkilemeyecek, kaybedilen şey sadece 3 puan Baros ve Keita olacak. Yani somut şeyler.Çünkü Galatasaray kaybedeceği özgüveni, morali ve yaşayacağı korkuyu bu maçın son düdüğüne kadar fazlasıyla yaşıyor ve bu maçı kaybedince ayaklarını toprağa basmışçasına deşarj oluyorlar ancak olan Galatasaray taraftarına oluyor.

Son söz: Fenerbahçe taraftarıyla(özellikle benim yaş grubumdakilerle) Türkiye Kupası göremedikleri için dalga geçen Galatasaraylılar unutmasın ki Kadıköy'de Fenerbahçe galibiyeti göremeyen bir jenerasyon bugün 10 yaşında.

4 Ekim 2009 Pazar

Ankaragücü 3-0 Galatasaray//Rijkaard'a Güvenmek


Chelsea-Liverpool ve Fenerbahçe-Gençlerbirliği maçlarından dolayı maç yazısı bu saate kaldı. Yine analiz kısmına girmeyeceğim çünkü 3 maçtır sahada aynı oyun oynanıyor. % 60'ın altına inmeyen topla oynama yüzdesi, girilen % 100'lük en az 5 pozisyona rağmen(eskişehir maçında bu sayı sadece 2 idi) kaybedilen puanlar. Evet Galatasaray kendisinden beklenildiği gibi oynamıyor, gerçi beklenen şey de ilk günden itibaren Barcelona gibi oynaması, çok pozisyon veriyor ve maç başına 5 gol atamıyor ama kendisine maçı kazandıracak golleri bulduğu net pozisyonlardan bir türlü çıkaramıyor. Rijkaard'ın da dediği gibi gol atamazsanız maçı da kazanamazsınız..

-1 aydır sakat olan Aydın uzun süre sonra 11 çıktığı ilk maçta Kewell'dan çok daha fazla bu formayı hakettiğini gösterdi. Tabi ki Keita'nın eksikliğini kapatamadı ancak Kewell'dan daha fazlasını verdi bugün takıma..Faul olmayan bir pozisyonda!! sakatlanıp oyundan çıkana kadar faydalıydı..

-Kewell'ın bu 7. maçı..Nonda'ya çıkardığı top dışında yine tek bir pası dahi doğru yere atamadı. Galatasaray'a gelmeden önce sorsalardı dünyada en sevdiğin 5 futbolcu kim diye, kesinlikle içlerinde Kewell'ı da sayardım. Hatta Zidane'dan sonra ikinci kez aldığım bir formanın arkasına isim yazdırdım. Ancak bu performansı böyle devam ederse, ilk 18'e bile alınmasına karşı çıkarım. Çünkü Serdar Eylik bundan daha kötü bir performans gösteremez, en azından onu kazanmak adına bir adım atılmış olur. Hele Aydın'dan önce kadroda düşünülmesi tam bir facia olur benim nazarımda..

-İngiltere Ligi'nin sıkı bir takipçisiyim ve Elano'yu Manchester City'de defalarca izledim, temponun ve sertliğin son derece üst düzey olduğu ligde dahi hiç bir maçta Türkiye'deki kadar ezildiğini, silindiğini görmedim. Ligde 8 maç oldu ve artık hazır durumda olmaması birilerinin hatasıdır. İzlediğimiz ve beklediğimiz Elano'nun bir an önce sahada olması lazım yoksa erken ayrılık bile gündeme gelebilir..

-Milli maçtan sonra Arda'nın formsuzluğunu hepimizi biliyoruz ancak bu formsuzluk ondan daha fazla şeyler almaya başladı. Yapamadığı hareketlerin üstüne giderek, pas tercihlerini kullanmayarak sadece kendisine değil, takımına da zarar vermeye başladı..Bunun şımarmakla, egoyla alakası yok, sadece yapamadığı şeylerin üstüne gitme hırsıyla alakası olan birşey. Bir nevi kaş yapayım derken göz çıkarmak Arda'nın yaptığı şey.

-Servet Çetin için Bosna Hersek maçından sonra, bütün üst düzey forvet oyuncularına birebirde üstünlük kurduğunu söylemiştim. Son iki sezondur Servet'in bir maça bu kadar ezildiğini gördüm. Hemde ezildiği futbolcu kimsenin beğenmediği, gittiği her takımdan kovulan 32 yaşındaki Ceyhun Eriş.. Tamam fizik olarak düşebilirsin, her oyuncunun böyle dönemleri olabilir ama Servet'in ne işi var sağ çizgide, senin mi görevin sol beki geçip sıfırdan orta yapmak.. Bu nasıl bir mantık çözemiyorum.. İlk golde çevremdeki herkes(bugün uzun bir aradan sonra kahvede izledim maçı) Uğur'a küfretmeye başladı..Evet Uğur çok kötü iki tane çalım yedi, sakatlıktan önceki çevikliğinde değil, bunlar doğru şeyler ama o pozisyonda Servet ile Hakan Balta nerde?? Önliberolar nerde?? Pozisyonda sadece Uğur ve Murat var, çalımı yiyor Uğur ve golün tek suçlusu oluyor. Bu da ülkemin insanlarının en iyi anladığı şey olan futbolun cilvesi olsa gerek!!

Sturm Graz maçından sonra gerçek anlamda sabır gösterilmesi gerektiğinden bahsetmiştim. Bu maçtan sonra da diyeceğim şey Rijkaard ve sistemine sabır gösterilmesi gerektiğidir ancak oyuncular özelinde gösterilen sabırlar artık bardağı taşırma noktasına geliyor. Yeni bir sisteme adapte olmak her oyuncu için zordur. Mesela beklerin tam saha oynamak zorunda olması, ileri uç elemanlarının topun arkasında kalması vs. zamanla oturcak şeyler, ha deyince olmaz ama, gerekli gereksiz topla çıkmamak, yok yere topu 70 metre şişirmemek bir anda olabilcek şeylerdir..Verimliliği zamanla artar ama bu kadar basit kuralları uygulamamak ihanettir, hatta ve hatta daha da ileri gidip, sistemi baltalamaktır diyorum..

Yine çevremedeki herkes: 'ya Ankaragücü ile oynuyorsun niye Nonda'yı alırken Baros'u çıkarıyorsun. Çift forvete dönsek maçı alırdık' demeye başladı. Evet bence de 45. dakika da Arda-Elano ikilisinden birini çıkarıp Nonda'yı alsaydık daha çok pozisyona girerdi Galatasaray ve maçı da kazanırdı.. Ee sonra?? Bu çift forvet oynasaydık diyenler değil miydi Fenerbahçelilere hava atan, biz geleceğin takımını kuruyoruz bilmem kaç sene sonra 2. Barcelona olacağız vs.. Bu kafayla mı olacak bu takım.. Rijkaard'da biliyodur eminim ki çift forvet oynarsa bu takımın bugün maçı kazacağını. Ama bir sistemi oturtmaya çalışırken, bundan taviz verip başka bir sistemle kazanmanın asıl oturtulmak istenen sistemin en büyük düşmanı olacağını da biliyor kendisi. Daha ortada birşey yokken eskisi gibi topu şişirenler, oyun sıkıştığı zaman çift forvet diye ağlamayacaklar mı?? Çift forvetle bir maç kazanırsa Rijkaard sonraki her puan kaybında sisteminin kökten değiştirilmesi gerektiği konuşulmayacak mı basında?? Futbolcuların da beyinleri yıkanmayacak mı?? Sisteme olan inanç, bağlılık zayıflamayacak mı?? O zaman hedeflenen 10 sene sonrası çöpe atılmış olmayacak mı??

Evet diyebilirsiniz 'yuh, amma abarttın, bir maçta çift forvete dönmek gelecek 10 seneyi etkiler mi?' .. Evet belki biraz abartı ama şuna kesinlikle inanıyorum ki, çift forvetle alınacak 3 puan 4-3-3 ile kaybedilmiş 3 puandan daha fazla zarar verir bu takıma. Eğer gerçekten geleceği planlıyorsak ve adımlarımız gelecek 10 sene içinse şayet..

2 Ekim 2009 Cuma

Galatasaray 1-1 Sturm Graz

Maçın analizi hakkında fazla bir yorumda bulumayacağım. Zaten izleyen herkes sorunları görmüştür. Eskişehir maçına benzer bir maçtı. Sadece Sturm Graz topu yere indirip pas yaptı ve daha çok pozisyon buldu ve Galatasaray defansını zorladı. Eskişehir de bunu yapabilseydi daha iyi bir sonuç alabilirdi diye belirtmiştim. Ayhan'ın takıma dönmesi oyunu ilk yarıda da rakip sahada oynama şansı doğurdu ve topla oynama oranları %60 a %40 Galatasaray lehine oldu. İlerleyen dakikalarda Ayhan'ın oyundan düşmesi, Mehmet Topal'ın her zamanki gibi yavaş oyunu, Sabri'nin ilk dakikalardaki müthiş dinamizminin kesilmesi Sturm Graz'ın oyunun sahasının karşı yarı alanında da bir kale olduğunun farkına varmasına neden oldu.Neyse fazla maç analizi yapmayacağım, sadece gördüğüm eksikleri yazacağım..
-Arda milli maç arasından sonra bir tülü toparlanamadı. 4 maçtır sahaya ağırlığını koyamıyor ve inanılmaz top kayıpları yapıyor. Durumu sadece yoğun maç temposundan dolayı bünyesinin yorulmasıyla mı alakalı yoksa özel hayatında bir takım sorunlar mı var bilemiyorum tabi ki ama eğer gerçekten dünya çapında bir yıldız olmak ve avrupanın sayılı klüplerine transfer yapmak istiyorsa bu duraklama dönemlerini bu kadar uzun tutmamalı.

-Kewell 6 maçtır tek bir olumlu hareket dahi yapmadı. Geçen sezonda, bu sezonun başında da kritik goller attı ama oyunun geri kalan bölümlerinde bu kadar etkisiz, hatta zarar vererek oynaması artık kadroda olmaması gerekliliğinin sorgulanmasını doğurabilir. Bence de düşünülmeli. Sezon başında izlediğimiz Aydın bu Kewell'ın kat kat önünde bir performans sergiledi ve açıkçası formayı daha fazla hakediyor.

-Elano, Ayhan değişikliğinden sonra orta sahaya geçti ve o ana kadarki performansından daha etkili bir oyun ortaya koydu. Attığı 3 pasla Galatasaray'ı gol pozisyonuna soktu(başka da ah vah dedittirecek bir pozisyon olmadı zaten) ve Baros'ta bunlardan birini gol yaptı 1 puanı kurtardı.

-Mehmet Topal oyunu yavaşlatıyor. Mustafa Sarp'ın zaten tek eksiği olarak topu çok yana oynamasını ve ayağından çabuk çıkaramamsını belirtmiştim.. Yani ortak özellikleri orta sahada oyunu yavaşlatan iki oyuncu olmaları. Bu durumda Sabri ile beraber takımın en dinamik iki oyuncusundan biri olan Barış'ın 18 de bile düşünülmemesi çok şaşırtıyor beni ve açıkçası yadırgıyorum. Sanırım bir maçta oyundan çıkarken gösterdiği tepkiden dolayı Rijkaard üstünü çizdi çünkü Barış mental olarak ne kadar zayıf olursa olsun bu kadar unutulcak bir oyuncu değil.

-Hakan Balta sezon başından beri kötü. Geçen 2 sezondaki performansını mumla aratacak kadar kötü hemde..Defansta eskisi kadar geçilmez ve güvenilir değil, hücum olarak da zaten zayıf olan yönünü tamamen köreltmiş vaziyette. Önündeki oyuncuyu doğru paslarıyla ve arkasını(hücumdayken) doğru bir şekilde kapatmasıyla çok rahatlatırdı ancak bu sezon iki özelliğinin de yerinde yeller esiyor. O da acilen toparlanmalı çünkü bu takımın en çok ihtiyacı olan oyunculardan biri aksi halde formayı kaptırması açıkçası beni hiç şaşırtmaz.

-Bir de Keita ile Baros arasında bir problem mi var bilemiyorum ancak bu iki oyuncu ikiye bir oyunların olduğu yerlerde birbirlerine pas atmamaya özen gösteriyorlar. Özellikle son dakikalarda Baros Keita'nın koşusunu görmesine rağmen topu atmaması ve Keita'nın sıfıra indiği pozisyonda Baros yerine geride duran ve zor pozisyonda olan Arda'yı tercih etmesi beni bu fikre itti. Umarım yanılıyorumdur ve Keita-Nonda kankalığı Baros-Keita düşmanlığını doğurmaz..

Galatasaray taraftarlarına da bir hatırlatma yaparak maç yazısını bitirmek istiyorum. Rijkaard Türkiye'ye geldiği gün gerek yönetim gerek basın gerekse taraftarlar tek bir ortak anahtar kelimede birleştiler: 'Sabır'..'Gerekirse 1-2 sene şampiyon olmayalım ama Rijkaard ve ekibiyle yola devam edelim ve Barcelona ekolünü takımımıza kazandıralım' düşüncesi hakimdi herkesçe. Şimdi elimizde bir tablo oluştu.. Ligde 8 maç 7 galibiyet 1 beraberlik. Avrupa kupalarında 8 maç 5 galibiyet 3 beraberlik (berabere biten maçlardan biri 5-0'ın rövanşı). 'Sabır' kelimesinde birleşenler Rijkaard'ın geldiği gün 16 maçta 12 galibiyet 4 beraberlik ve 43 gol bekliyolar mıydı? Bu takımın suçu sezona beklenilenden çok daha iyi bir şekilde mi girmesi? Bu durum mu 'sabır'lı insanlarımızı sabırsızlaştıran?
Evet Galatasaray son iki maçını kazanamadı üstelik ikisi de iç sahadaydı ama hayali kurulan güzel günler için sabredilmeyecek kadar kötü bir durum mu bu?? Unutulmasın ki şu an ağzımızın suyu akarak izlediğimiz ve hedeflediğimiz Barcelona Rijkaard'ın geldiği sezon küme düşme hattını bile ziyaret etmişti. Ama o sihirli kelime sayesinde şu an geldikleri yer ortada...

27 Eylül 2009 Pazar

Galatasaray 1-1 Eskişehirspor// AntiFutbol


Eskişehirspor için daha önce alması gereken tüm puanları aldığını bugün ekstra puan(lar) için sahaya çıkacağını söylemiştik ve istediklerini aldılar.. Sanırım aldıkları bu 1 puana Eskilşehir cephesinde kimsenin itirazı yoktur. Hem hedef olarak hem sahadaki oyun olarak fazlasını beklemek abes olurdu..

Eskişehir açıkçası çirkef mi oynadı? Hayır.. Peki oyunu çirkinleştirdiler mi? Bence evet.. Açıkçası aldıkları skorlardan sonra herkesin dikkatini çekmeyi başardılar ve kadro yapısıyla da bana umut vermişlerdi. Ligde güzel oyun oynamak isteyen bir takımın olduğu fikri beni sevindirmişlerdi ancak 4 forvet oyuncusuyla oynamasına rağmen oyunun hiçbir bölümünde hücumda çoğalamadılar, topları olumlu kullanamadılar.. Oyun şablonları uzun topları Ümit ya da Mehmet'in indirmesi, bu toplara da Youla'nın savunma aralarına koşu yapmasına dayalıydı. Bu oyun şablonu normal olarak Burak Yılmaz'ı kullanamadılar.. Topu yere indirip ayağa pas yapmayı deneselerdi muhtemelen bu kadar gömülmek zorunda kalmazdı ve oyunu çirkinleştirmemiş olurlardı..

Galatasaray'da orta sahada 2 klasik önliberonun oynaması yaratıcılığı düşürüyor, onun da ötesinde topu rakip yarı sahada tutma özelliğini yitirmesine neden oluyor. Açıkçası Ayhan'ı beğenmeyen birisiyim ama Galatasaray'ın oynamak istediği oyun düzeninde Ayhan bu takımda alternatifi olmayan tek isim(Linderoth'u saymıyorum tabiki).

Gerets döneminde Galatasaray 5-0-5 gibi bir taktikle oynardı. 4 lü savunmanın önünde Saidoo, ilerde İliç, Hasan, Necati, Ümit Karan ve Hakan Şükür.. Bu seneki Galatasaray'da işte o beğenmediğim Ayhan oynamadığı zaman 6-0-4 gibi bir dizilişe geliyor..Hücum ile defans blogu arasında köprüyü kuran Ayhan oynadığı zaman orta sahada top tutma özelliği sayesinde önliberonun da Arda'nın da kendisine yakınlaşmasını sağlıyor ve çok daha sağlıklı bir 4-3-3 oynayabiliyor takım..

Maça dönecek olursak, öne geçen Galatasaray'ın oyunu sürklase etmesini ve farkı açmasını bekledim ancak Eskişehir geçen haftalardaki rakipler gibi oyun disiplininden kopmadı ve biraz da şansla golü buldu.. Bu dakikadan sonra Eskişehir dün Antalya'nın son dakikadaki dizilişinin tersine bir oyun oynadı. Galatasaray kalesine en yakın oyuncusu Leo Franco'dan yaklaşık 70 metre uzaklıktaydı.. İleriye topu çıkaramadılar ve Rıza Çalımbay'da Serdar'la Bülent'i oyuna alarak orta sahada topa biraz daha fazla hakim olmak istedi ancak onlarda arkadaşlarına uyunca Eskişehir tamamen skoru korumaya çalışan takım görüntüsüne büründü..Son oyuncu değişikliğinde de Rıza hoca takımına uydu ve Youla'yı oyundan çıkarıp bir önlibero daha aldı oyuna,Ragıp Başdağ.. Sanırım tek düşüncesi bir puanı koparmaktı, çünkü Youla ne kadar kötü oynarsa oynasın rakibin arkasını bu kadar boşalttığı dakikalarda gole her zaman en yakın oyuncudur Eskişehirspor'da..

Galatasaray 2. gol için herşeyi yaptı diyebiliriz..Sağdan denedi, soldan denedi, ortadan Arda ve Baros ile delmeyi denedi, yüksek toplarla rakip savunmayı hataya zorlamayı denedi ancak golü bırakın son dakikadaki Keita'nın volesi dışında pozisyona bile giremedi.. Bu konu hakkında uzun uzun konuşulur tabi ki ama bence Galatasaray yapabilceği herşeyi yaptı ancak Eskişehir'in tamamen oynatmamaya dayalı oyunu hücumun her yolunu tıkadı.. Bu tarz maçlarda gol üç şekilde gelebilir ; duran top, karambol, yada 0 'a inerek.. Sabri'nin 2 sezondur sıfıra inemediğini zaten biliyoruz.. Kewell o özelliklerini Liverpool'da zaten kaybetti..Uğur ters kanattan bir iki kere inmeyi başardı ancak sol ayağı yetersiz olduğu için bitirici ortayı yapamadı.. Keita da Aydın oyuna girdikten sonra sola çekilince 0'a inmeyi başaramadı..Aslında Keita sağda kalsaydı Aydın Kewell'ın kanadında oynasaydı şansı biraz daha fazla olabilirdi..Rijkaard'ın kararı saygı duymak lazım..Tıpkı Elano'nun 90 dakika oyuna almamasına saygı göstermek gerektiği gibi..

Rijkaard olunca işin içinde söz söylemek yersiz oluyor tabi ama 7 milyon € verilen, duran toplarda ve uzaktan atılan şutlarda etkili olan bir oyuncunun en azından son yarım saat oynamasını beklerdim. Özellikle Arda bu kadar etkisizken.. Arda'daki 3-4 maçlık form düşüklüğü devam ediyor ama dediğim gibi rakibin oyun yapısını da gözardı etmemek gerekir. Hiç boş alan bırakmadılar ve topun olduğu yere 2-3 kişiyle sert bir baskı yaptılar..

Cüneyt Çakır'a da bir kaç söz söylemek gerekiyor tabiki.. Hakemler hakkında tek taraflı olarak fazla eleştirmemeye dikkat ediyorum her zaman ancak oyunu genel olarak kötü yönettikleri zaman birşeyler söylemeden duramıyorum.. Allah aşkına Cüneyt Çakır bu maçı EPL'de yönetseyi bir daha maç verirler miydi merak ediyorum.. Hüseyin Göçkek için de söylemiştim Fenerbahçe- İ.B.B maçından sonra..Bir hakem bu kadar düdük çalarsa sahada hangi takım oynarsa oynasın tempo yükselmez ve zevkli bir maç izleyemeyiz. Bugün faul olması için oyuncunun yere düşmesi yeterliydi. Hakemin faul kıstası buydu tamamen. Oyuncu yere düşüyorsa pozisyonu süzmeden düdüğü çaldı. MHK ne iş yapar, seminerlerde ne anlatır çok merak ediyorum.. Bu kadar kaliteyi düşüren hakemler olduktan sonra ligimizin zaten yurtdışında izlenmesini beklemek olmaz..

Eskişehirspor lig başından beri istediği alarak yoluna devam ediyor ve 7. haftanın sonunda da yenilgisiz olarak devam ediyorlar lige ancak bende büyük bir hayal kırıklığı yarattılar.. Seyircisi de olan bir takım, ileri uç elemanları da gayet kaliteli ancak özellikle İstanbul deplasmanlarında bu gece gibi oynarlarsa, futbolseverlerin istediği lige renk katan takım sıkıntısını gideremezler. Galatasaray'da geçen hafta kırdığı rekoru ileriye taşıyamadı ve geçen sezondan sonra yine Eskişehirspor'u yenemedi.. Geçen haftaki Kasımpaşa maçı ve bu akşamki Eskişehirspor maçı diğer takımlar için bir örnek olacaktır ve bundan sonra Galatasaray maçlarında topyekün savunma yapan takımlar görmek kesinlikle süpriz olmayacaktır.. Sanırım bu haftaki en büyük kayıp da rakiplerine verdiği 'reçete'dir: Antifutbol

25 Eylül 2009 Cuma

Şansa Bak!!

Uefa kendi resmi sitesinde Galatasaray'ı haftanın takımı ilan etti. Galatasaray'ın şansı bu sezon her alanda kendisini gösteriyor!!.He tabi bir de 10. hafta olmadıktan sonra bir değeri da yok bu 'pick of the week' ödülünün..

Ayrıca haftanın oyuncusu olarak Raul Gonzalez, Haftanın maçını da normal olarak Manchester United-Manchester City olarak seçilmiş.

23 Eylül 2009 Çarşamba

Gustavo Colman ve Alanzinho Transferi!!

Türkiye Süper Ligi'nden Galatasaray'da kimi görmek istersin diye sorsalar gözüm kapalı iki isim sayarım: Gökhan Gönül ve Gustavo Colman..
Son haftalarda beğensemde ve Rijkaard'dan övgü de alsa, kaliteli bir sağ bek transferinin ardından Sabri'yi gözlerin aramayacağını düşünüyorum. Gökhan'ın Milli takım performansını bir kenera bırakırsak (mesela Sabri de milli takımda çok daha başarılı) şu an avrupa'nın en kaliteli 5 sağ bekinden biridir bence. (Maicon, Ramos, Bosingwa, Srna diğer 4'ü benim gözümde) O yüzden son yıllarda Tuncay ile beraber Fenerbahçe'ye kaptırdığımız en önemli 2 oyuncudan biridir kendisi. Galatasaray'da olmasını isterdim açıkçası.

Neyse asıl konuya gelecek olursak da Gustavo Colman ismini yazarım hiç düşünmeden kadroya. Trabzonspor'a ilk geldiğinde hatırlanacağı üzere sol açık bölgesinde oynatıldı haftalarca ve o zamanlarda Colman bir ropörtajında asıl yerinin orta saha olduğunu ve sol açık bölgesine henüz alışamadığını söylemişti.

Sonra geçen sezonun devre arasında Alanzinho transferini gerçekleşti 4.5 milyon € gibi Trabzonspor için çok yüksek bir bedelle. E tabi bu paraya yapılan bir transferden harikalar yaratması beklendi ancak bireysel performans olarak beklentileri uyum sorunu fizik güç eksiği gibi nedenlerden dolayı karşılayamadı.. Ancak bu transferin bence Trabzonspor'a en büyük katkısı Colman'ın bir orta saha oyuncusu olduğunun hatırlanmasıydı. Geçen sezonun ikinci yarısının ilk maçında (aslında ilk devrenin son maçı olmalıydı ) Fenerbahçe karşısında izlemiştik ilk kez orta sahada ve arkadaşlarla ağzımız açık kalmıştı. Müthiş bir kondüsyon en az o derecede (daha da fazla )top tekniği ve oyunu yönlendirebilme yeteneğine sahip bir oyuncu. Orta sahada gerçek anlamda çift yönlü oynayabilen bir oyuncu hatta Türkiye Ligi'nde yanına da yazılabilecek isim sayısı çok az ( Emre, Ayhan, Zurita aklıma ilk gelenler ).

Geçen sezon ikinci yarının ortalarına doğru performansı düşmüş olsada orta sahada rüştünü ispatladı. Zaten bence bu düşüşün altındaki sorun kendisinden değil, takımda dribbling yapan ve topu kovalayamayan birçok ismin birarada sahada olmasındandı. Defansif olarak sırtına çok fazla yük biniyor ve her yere yetişemiyordu ayrıca bu sorumluluktan ötürü de hücuma fazla katkı yapamıyordu.

Yine bu sezonun ilk maçlarında da Engin, Alanzinho, Serkan, Umut gibi topu aldıktan sonra kafalarında pas tercihi olmayan bir çok oyuncunun aynı anda sahada olması Colman'ın performansına direk etki yapıyordu. Daha sonra Gabric gibi gerçekten oyun zekası diğer isimlerin üstünde olan bir oyuncunun takıma monte edilmesi, Engin ve Alanzinho'nun kızağa çekilmesiyle birlikte Colman da eski performansını yakaladı ve son 3 hafta: 2 gol 4 asist..

Şimdi bu 85 doğumlu isim yaşlanmış Ayhan'ın yanında Galatasaray'ın kadrosunda olması fena mı olur?? Hem Linderoth'tan ümit kesilmişken ve gönderilmesi kesinleşmişken yabancı kontenjanı problemi de yaşanmayacakken alınması faydalı olmaz mı? Bu transfer gerçekleştiği zaman orta sahanın çift yönlü oyuncu yükünü tek başına 33 yaşındaki Ayhan'ın başına yıkmamış oluruz ve rotasyon zamanı ya da sakatlık ceza vs. gibi durumlarda da orta saha tek yönlü iki isim olan Mehmet Topal ve Mustafa Sarp'a muhtaç kalmamış oluruz.

22 Eylül 2009 Salı

Kasımpaşa 1-3 Galatasaray // Sabrın Gücü

Yine blogspota girmekte yaşadığım sorunlar yüzünden yazımı yine istediğim ve düşündüğüm saatte yazamadım. Bu saatten sonra çok birşey söylemenin manası yok ancak gördüğüm bazı şeyleri söylemek istedim farklı olarak..
Herkesin bildiği gibi maçın henüz başında Ali Güneş'in müthiş bir refleksle! çıkardığı topta hakem doğru kararı verebilse eğer maç çok çok erken bitecekti. Hakem sadece bu pozisyonda değil Kasımpaşa'lı oyuncuların bir çok tutumunda maçı Galatasaray'a hediye etmemek adına doğru kararları veremedi ( bence vermedi). Ali Güneş'in Kewell'ı düşürdüğü pozisyon (pazar gecesi de Bilica yapmıştı aynısını) mesela, orda da kırmızı kart vermedi ve 2 kere oyundan atılması gereken Ali Güneş, sakatlığı yüzünden tek sarı kartla oyundan çıkıyor, garip..

Ayrıca sol bek Sancak ne istedi maç boyunca anlayamadım. Yahu sen Keita'yı ne diye kendine didişilmesi gereken isim olarak benimsiyorsun. Normal şartlarda durduramayacağına mı inanıyorsun da saçma sapan hareketlerle onu kızdırıp, kırmızı kart filan göstertmeye çalışıyorsun. Bu kadar ucuza kaçmaman lazım Sancak, komik duruma düşürüyor bunlar seni. Çık adam gibi topunu oyna durdurabilirsen zaten herkes seni konuşurur, duruduramazsan da diğer oyuncular gibi sanada suç bulunmaz 'çocuk napsın kalite farkı var, onu orda oynatanda kabahat' derler..

Yazının sonunda da Galatasaray'da dikkat çeken bireysel performanslara değineyim biraz..Caner'de güven problemi var, oyun bilgisi defans oynamayı kaldıracak düzeyde değil.. Bu iki konuda yavaş yavaş kendini geliştirmesi sene sonunda Galatasaray'da kalmasına yardımcı olacaktır. Her topu uzun oynamamalı mesela çünkü onda topu yere indirip orta sahaya doğru güzel paslar çıkarabilecek kapasite olduğunu biliyoruz. Maçın en çok koşan ismi olması da onun adına artı bir istatistikti dün.

Kewell'a gelecek olursak bence hala fizik olarak yetersiz ve eski günlerini hala mumla aratıyor tüm oyun zekasına göre. Ancak işte oyun zekasının bu kadar üst düzeyde olması da maçın gidişatını her an değiştirebilcek oyuncu sınıfına sokuyor ve kolay kolay vazgeçemiyorsunuz kendisinden. Her nolursa olsun ilk 18 de yer almalı ve en az 45 dakika oyunda kalmalı ki zekasıyla fark yaratsın..

Keita son maçlardaki en verimli maçını çıkardı bu gece. İki asistinin yanında ilerde sürekli gezerek Sabri'ye ve Arda'ya sağ kanatta boş alanlar yarattı, Sancak'ın tuzaklarına hiç düşmedi..

Ve son olarak sözü tabi ki Nonda'ya getireceğim ancak farklı bir açıdan bakacam. Galatasaray'da Mustafa Sarp- Mehmet Topal işbirliğinin orta sahadaki pas trafiğini sağlamakta yeterli olmadığını ve bu yüzden oyunu rakip yarı sahada Barcelona gibi oynamak yerine kendi yarı sahasında Manu gibi oynamak durumunda kalıyor Galatasaray.. İşte bu ortaklığın olduğu yerde, yani Ayhan'ın sahada olmadığı dönemlerde Baros yerine Nonda'nın oyunda olması gerektiği son birkaç maçtır gözlemlediğim birşey.. Baros fizik olarak müthiş, süratli ve defansın dengesini gücü ile bozabilen bir oyuncu ve Panathinaikos maçında da gördüğümüz gibi öne geçilen maçlarda Manu gibi oynamak gerektiği zaman dünyanın en tehlikeli isimlerinden biri. Ancak durum bu geceki gibi olunca ilerde top turmak ve kapalı rakip defansı hataya zorlamak gerekecekse de oyun zekasıyla ve top tutup kendi arkadaşlarının rakip yarı sahaya konumlanmalarını sağlayabilecek Nonda'nın sahada olması bir zorunluluk gibi duruyor.Özellikle Ayhan'ın olmadığı maçlarda..

Galatasaray bugün çok iyi oynamadı ancak geriye düştüğü bir maçta kapanan ve her türlü çirkefliği yapmayı emir almış (Yılmaz Vural'dandır mutlaka) bir takıma ve ona çanak tutan bir hakeme karşı oyun disiplininden kopmayarak, doğru oyuncu değişiklikleri ve doğru oyunu sayesinde 6'da 6 yapmayı bildi ve Kadıköy'e kayıpsız gitme konusunda büyük bir adım daha atmış oldu (bu sene başından beri benim şahsi hedefimdir). Rakibi, onların tutumlarını ve hakemi tek bir akşamda tek tek yenmesi bu takıma olan inancımı ve duyduğum gururu artırdı her ne kadar rakip Kasımpaşa olsa da..
Not: Bilet fiyatlarını 120 lira yapan Kasımpaşa yönetimine karşı Adnan Polat'ın takındığı tavır da bu takımın bu sene başkanıyla taraftarıyla ve takımıyla nasıl kenetlendiğinin göstergesi (Ne klişe ama=) )

12 Eylül 2009 Cumartesi

Galatasaray 3-0 Beşiktaş//Uyur gEZER

Maçın geneline hakim olan taraf Beşiktaş'tı ancak usta ayakların fazla olduğu takımlar bu tarz maçlarda farkını ortaya koyuyor, iyi oynamadıkları maçları net bir skorla bile kazanabiliyorlar.Galatasaray bunu bir kez daha gösterdi bu gece.
Hafta boyunca yaklaşık 50,000 km yapan Galatasaray'ın yorgun olacağı bekleniyordu ancak yine de oyunu kendi sahasında bu kadar kabul edeceğini açıkçası ben beklemiyordum.Mehmet Topal ve Mustafa Sarp ile birlikte çift önliberlu 4-3-3 oynadığınız zaman orta sahadaki pas trafiğinizde sıkıntılar yaşanabilir.Mustafa Sarp'ın pas özelliği var ancak orta sahanın pas organizasyonunu yönetebilcek nitelikte bir isim değil.Ayhan gibi bir oyuncuyu bu konuda tamamlayabilcek bir isim.Mehmet Topal'da formayı giydiği günden bu yana kendini geliştirememekte ısrar ediyor.Hala orta sahada pas yapabilcek düzeyde bir oyuncuya dönüşemedi.Orta sahanın bu yapısı da topun Galatasaray'da kalmasına engel oldu.

Beşiktaş orta sahada Ernst'in yanına Ekrem'i onların yanlarına Yusuf ve Serdar'ı önlerine de Tabata'yı koyarak 5'li oynadı.Ernst ve Ekrem orta sahada toplara iyi bastı ve Tabata'da bu isimlerden aldığı topları Yusuf'a (Sabri'nin kanadı) aktardı.İlk yarı tamamen soldan atak yaptılar ama Sabri müthiş bir performans göstererek Beşiktaş'ın hücum planını altüst etti. Bir iki pozisyonda Yusuf'a refakat etmesinin dışında inanılmaz müdehaleler yaptı, hücumda Keita'ya müthiş yardım etti ve bana kalırsa maçın en iyi futbolcusuydu.

1-0 dan sonra Galatasaray Kewell'ın kafa vuruşundan başka pozisyon bulamadı. Artık sabırla bekledi mi, yorgunluğun etkisinden mi, orta sahadaki oyuncu yapısından mı bilemiyorum ama Galatasaray bugün hemen hemen tüm maçı kendi yarı sahasında geçirdi, organize olamadı ve sezon başından beri doğruları en az yaptığı karşılaşmaydı. Galatasaray kontrollü oynadı diyebilirsiniz ancak kontrollü oynuyorsanız da Serdar Özkan'ı 3 pozisyon karşı karşıya bırakmamanız gerekir.O pozisyonlardan birinin gol olması maçın şeklini değiştirebilirdi.

Evet Galatasaray bugün bir derbiyi 3-0 kazandı ancak iyi oynamayarak kazandı. Ancak adeta uyuduğunuz maçı net skorla kazanabilmek büyük başarıdır. Bu başarıyı da kadronuzdaki kaliteli oyucularla gerçekleştirebilirsiniz..Bu gece gibi...

Galatasaray - Beşiktaş// Derbi Öncesi

Galatasaray'a verilen 1.50 lik oran derbiler tarihinin en düşük oranı diye hatırlıyorum.2 sezon önce Türkiye Kupası maçında Galatasaray 11 Türk oyuncu ile sahaya çıkacak olmasına rağmen Kadıköy'de Fenerbahçe'ye 1.60 lık bir oran belirlemişti İddaa.Galatasaray lige tarihinin en iyi başlangıçlarından birini yaptı, takım kalitesi Türk futbol tarihinin 2000 Galatasaray kadrosuyla birlikte en yüksek takımı, takımın başında dünyada top 10 listesine girebilcek bir teknik ekip var.. Son dakika da Tabata'yı kadrosuna katan Beşiktaş ise 4 maçta 1 galibiyet 3 beraberlik aldı bu maçlarda 3 gol atabildi zaten sezon başı hazırlık maçlarında da gol yollarında büyük sıkıntı yaşamışlardı ancak Galatasaray gerçekten bu kadar favori mi?
Beşiktaş ile başlayalım..Beşiktaş geçen seneden daha kötü futbol oynamıyor, her maç belli bir temponun üzerinde futbol oynuyor, rakiplerine orta sahada üstünlük kuruyor(ki bu çok önemli) ancak ilerde kullanılan Nihat'ın fizik olararak hazır olmayışı Beşiktaş'ı gol yollarında sıkıntıya sokuyor.Bobo'nun kafasının rahat olmayışı, Nobre'nin geçen seneye oranla fazla tercih edilmemesi, Beşiktaş'ı Nihat'a muhtaç bırakıyor.Son 1 senesini sakat geçiren bir oyuncundan da bu kadar şey beklemek takımı sıkıntıya sokar haliyle..

Transferin son günlerinde takıma katılan Tabata ile(Yusuf ve Delgado'nun yokluğunda) orta sahadaki yaratıcılığın artacağı garanti..Aslında Denizli'nin 10.5 numara transferinde bu kadar ısrarcı olmasının nedeni de orta sahadaki yaratıcılığı artırmak ve rakip 18 civarında bu oyuncuyla etkinliği artırıp geçen seneki 'Nobre'ye top şişirme' taktiğine muhtaç kalmamak.Musafa Denizli'nin bahsettiği Avrupa'da başarılı olacak hücum anlayışı da aslında buydu.Doldur boşlattan vazgeçip, geçen sezonki Galatasaray'a yakın bir hücum hattı sağlamak..Baros-Nihat, Lincoln-Tabata, Arda-Tello, ve Kewell-Serdar Özkan ya da Holosko(Holosko'nun daha skorer oluşu onu ilk opsiyon durumuna getiriyor haliyle) benzerliğini sağlayıp arkaya da Fink-Ernst ikilisini koyup beklerinde hücuma çıkabileceği bir taktik oluşturmak..Bu taktiğin işleyebilmesi için Tabata'nın takıma adaptasyonu çok önemli.Bu maç için konuşursak bunun pek mümkün olmadığını, Tabata'nın bu akşam forma giyerse sadece bireysel becerileriyle bir fark yaratabileceğini düşünüyorum.Tello, Holosko ile ortaklık oluşturmaktansa becerisiyle onları defansın arkasına sarkıtması, Nihat ile verkaçlara girmek yerine defansın arasından onu topla buluşturması daha olası gözüküyor.

Galatasaray'a geçersek eğer, yorgunluk ilk sorun olarak hemen karşımıza çıkıyor.Söylemedem Duramadım isimli blog sahibi arkadaşımız bu durumla ilgili güzel bir araştırma yapmış ve durumun olası etkisini güzel bir şekilde ortaya koymuş.49,429 km yol yapmış Galatasaraylı oyuncular miili maç arasında.Mustafa Sarp dışında da bu oyuncular bu maçlarda oynadılar ve sadece yol yorgunu olarak dönmeyecekler.Tello'da Elano gibi Güney Amerika'ya gitmiş olmasına rağmen forma giymemesinden dolayı Türkiye'ye Elano kadar yorgun dönmedi..

İkinci olarak sakat oyucuların sayılarının yine artması.Linderoth, Serkan Çalık, Ayhan'dan sonra milli maçlarda Gökhan Zan ve Aydın Yılmaz, yine milli arada takımla çalışan Emre Güngör sakatlandılar.Defansta Emre Aşık oynayacak Servet ile.İkisinden biri oyuncan çıkmak zorunda kalırsa da Hakan Balta o bölgeye kaydırılabilir ve sol beke Uğur ya da Caner çekilebilir.Bu açıdan bakıldığında sorun yokmuş gibi görülebili ancak son haftalarda form tutan ve Servet'le olan uyumunu iyice artıran Gökhan'ın olmayışının Galatasaray'ı etkilemesi mümkün.

Kadroya gelirsek Aydın'ın yokluğunda Kewell ilk 11'de oynar, yorgun Elano ile Arda maç çok sıkıntıya girmezse aynı anda sahada olmaz(Arda 11 başlar, Elano onun yerine oyuna girer), sağda Keita ilerde de milli haftada 2 maçta 5 gol atan Baros oynar..Arkalarında Fink-Ernst ikilisine karşı koyabilcek sertlikte bir ikili Mustafa Sarp-Mehmet Topal ikilisi yer alır.Gidişata göre Baros-Nonda değişikliği de çok olası gözüküyor, çünkü geçen sezon Nonda'nın iki maçta da Beşiktaş savunmasına zor anlar yaşattığını hatırlıyoruz.Oyun zekasıyla Sivok-Ferrari ikilsine karşı Baros'tan bile daha etkili olabilir hatta.Aslında Baros-Nonda ikilisi ile sahaya çıkıp, klasik 4-4-2 dizilişi bu maç için daha geçerli olabilir ama Rijkaard'ın geleceğe maç maç bakmadığını(kısa vadede kendini kurtarmak derdinde olmadığı) biliyoruz..

Bu duruma bakıldığında maç ortada gibi gözükebilir.Galatasaray sezona daha formda başladı ama yorgun, Beşiktaş (skor olarak) kötü başladı, hücumda etkisiz ama milli arada güzel bir çalışma ortamı buldular..Ancak bu maçın dengesini bozabilcek unsurlar Galatasaray'ın lehine olacağını düşünüyorum.Nedir bunlar;

1)Havanın yağışlı olması süratli oyuncuları daha fazla olan Galatasaray'ın avantajı olacaktır.(Defansların bu havalardaki olası hatalarını süratli oyuncular değerlendirebilir).Bu konuda Beşiktaş sadece Holosko'ya sahip
2)Beşiktaş Keita'yı durdurabilecek bir sol beke sahip değil.Ne İsmail Köybaşı ne de İbrahim Üzülmez(ilk 11 başlayacaktır) Keita'nın karşısında durabilcek durumda değiller.
3)Kewell ve oynadığı sürece Nonda oyun zekalarıyla etkili olacaklardır.
4)Baros çok formada ve çok moralli..

E tabi bir de Ali Sami Yen faktörü var ki Galatasaray seyircisi bu sene takımıyla gerçek anlamda bütünleşmiş ve itici bir güç oluşturuyorlar.Son yıllardaki gibi maça bakmadan şuursuzca bağıran çağıran bir taraftar değil poizsyonlara göre tepkisini şekillendirebilen bilinçli bir taraftar olarak tribündeler.Derbi maçının gazına gelipte gereksiz tepkilerden, rakibe küfürlerden kendilerini sıyrabilirlerse takıma büyük bir güç katacaklardır..

Benim de favorim Galatasaray ancak iddaa'nın verdiği oranlar kadar net mi?Bence değil..Ancak Galatasaray erken bir gol bulabilirse geçen sezonki gibi bir maç izleyebiliriz, Galatasaray farklı bir skor alabilir..Beşiktaş akıllı oynar ve önce Galatasaray'ı orta sahada durdurmaya çalışırsa Beşiktaş'ın şansı artacaktır..

1 Eylül 2009 Salı

Ufuk Ceylan Galatasaray'da//Hayır mı Şer mi?

Transferin son gününde beklebildiği gibi Ufuk Ceylan Galatasaraylı oldu..Manisaspor'a kaleci Orkun ile Yaser-Mehmet Güven ikilisinden biri ve bir miktar para verilecekmiş..Miktarı tam olarak bilemiyorum ama fazla bir rakam olucağını düşünmüyorum bu yüzden iyi bir transfer..

Ancak Caner transferinden sonra dediğim durumun tam tersi bugün Ufuk için geçerli.Dün gerçekleşen transfer Galatasaray'dan çok Caner için büyük bir şanstı ancak geçmiş dönemler göz önünde bulundurulursa Ufuk için aynı şeyleri söyleyemeyeceğim..

Nedeni de şu; Galatasaray şu anda Türkiye'nin en potansiyelli kalecisini kadroya kattı ancak türk kalecilerin Galatasaray'da pek görev yapamadıklarını hepimiz biliyoruz.Özellikle Aykut bunun zorluğunu her dönem yaşadı Mondragonun arkasında yıllarca bekledi ve bu durum onu Türkiye'ye geldiği zamanki durumundan daha gerilere itti kendisini ..Ufuk da 3 sezon boyunca Leo Franco ile yarışmak zorunda..Formayı bu 3 sene içinde alamazsa durumunun Aykut'tan farklı olacağını sanmıyorum..Leo Franco'dan sonra kale emanet edilirse şayet sezon başında yediği ilk hatalı gol kredisini bitirecek ve tekrar yabancı kaleci arayışları başlayacak tekrar yedek kulübesi ve en sonunda adı 'takasta kullanılacak oyuncular' listesine yazılacak.

İşte bu yüzden Ufuk önünde takımın 1. kalecisi olarak düşünülen isim kadrodayken savaşıp formayı almalı yoksa zaten Türkiye'de zor doldurulan kaleci mevkii en büyük potansiyelini de yok yere kaybeder!!

31 Ağustos 2009 Pazartesi

Ankaraspor 0-2 Galatasaray//Gol Öncesi ve Sonrası

Evet o klişeyi söyleyeceğim..İki farklı Galatasaray izledik bu akşam.Gole kadar topu yere indirmeyen, orta sahada üstünlüğü rakibe kaptırmış ve Keita'nın bireysel becereleri dışında hücum geliştiremeyen bir takım, golden sonra orta sahaya tamamen hakim, istediği gibi pas yapan, 18 civarında sakin kalabilen ve neticesinde pozisyona girebilen bir takım..
Maçtan önce demiştim ya Ankarasporlu futbolcuların psikolojilerini çok merak ediyorum diye; Galatasaraylı oyuncularınkini hesaba hiç katmamışım.Rijkaard'ın takımı da benim gibi düşünmüş olucak ki maça hiç konsantre değillerdi.Yarın dağılıcak bir takımın futbolcusunun maça bu kadar asılacağını tahmin etmemişler ama bu tabiki hak verilecek birşey de olsa profesyonellik çerçevesinde kabul edilemez bir durum..

Ankaraspor teknik heyetini tebrik ediyorum mental olarak takımlarını bu akşamki maça çok iyi hazırlamışlar ve ilk yarı boyunca maçı tartışmasız isteyen taraf olarak gözüktüler.Orta sahada her topa bastılar ve Galatasaray'ın silahını daha iyi kullanarak bol pasla rakibinin presini kırdılar.Mehmet Çakır ve Murat Tosun'un yokluğunda yaratıcılıktan çok yoksun oldukları için pozisyona girmekte zorlandılar, girdiklerini de çok kolay harcadılar.Ama yine de ben özellikle gole kadar ki mücadelelerinden ötürü tebrik ediyorum Ankaraspor'u..

Galatasaray'da bu sezonun en kötü oyuncusu tartışmasız Hakan Balta.Arkasına çok adam kaçırdılar diyeceğim ama yerinde durmadı ki hiç.Bundan önce Sabri'ye laf etmeme neden olan her hatayı yaptı;ne hücumda vardı ne de defansta.Sabri 2 haftadır özellikle savunma işini aksatmıyor ve dengeli biçimde hücuma çıkıyor, üretkenlikte ve efektivite de sorunları var tabi yine ama en azından takım adına (-) bir oyuncu değil..

Rijkaard'ın takımın en büyük 3 yıldızını(Arda hariç) oyundan alması garip gelebilir ama maçı izleyen herkes(Keita'yı ayırabiliriz)bu oyuncu değişikliklerini bekliyordu herhalde..Baros çok koştu yine ancak çok top ezdi, pozisyona girmekte de çok zorlandı. Elano fizik olarak hazır değil, oyunun içinde kalamıyor, sanırım o saman alevi gibi yanıp sönen müthiş hareketlerini tüm maç boyunca izleyebilmemiz için 3-4 haftaya daha ihtiyacı var..

Nonda bu sezonki performansıyla formayı alacak gibi duruyor.Baros Rijkaard'ın taktiğine daha uygun, süratli, hareketli vs. ancak Nonda da ilerde top tutamayan takıma ilaç gibi geldi..Nonda oyuna girdikten sonra Galatasaray rakip ceza sahası civarında daha sık görünmeye başladı..Ayağında top saklayarak takımı ileri çıkarması, oyun zekası, pasları vs. takıma inanılmaz katkı yapıyor.En azından daha fazla süre alıcaktır, 3 maçta bir oyuna girmeyecektir.

Kewell performans olarak eskiyi mumla aratıyor belki ama sahada olduğu her an bir asist bir gol bekleyebilirsiniz ondan.Yine bir yan topta(geçen sezon Lincoln ortaklığıyla da çok attı bunlardan)çıkıp kafayı vurdu ki işte tam Galatasaray'ın ihtiyacı olan şeydi bu çünkü her ne kadar oyuncu değişikliklerinden sonra takım canlandıysa da golün geleceğinin garantisi yoktu..Ayrıca son dakikadaki direkten dönen topu da gol olsaydı tadından yenmezdi..

Aydın 4-5 maç aradan sonra tekrar alışılmış patlamalarından birini yaptı.Oyuna girdikten sonra hep dikine oynayan, adam eksilten, ceza sahasına orta-pas yapan oyuncu görünümündeydi.Bu çocuğun devamlılık sorununun kaynağı nedir bilemiyorum ama çözüm bulunduğu takdirde bu takıma çok şey katabilecek potansiyel var onda..

Arda'yı geçen sezon Lincoln'ün kaptan çıktığı maçlardan sonra ilk kez bu kadar isteksiz ve mutsuz gördüm..Umarım durum sadece maçın kötü gidişinden ibarettir.

Mustafa Sarp'da ilk yarı çok bozuktu, adını 25. dakikada duydum ilk kez.Mehmet Topal ile daha Ayhan'la arasındaki uyumu yakayamadılar haliyle ama zamanla onla da iyi bir ikili oluşturlar diye düşünüyorum.

Mehmet Topal 2 ayın üstüne ikinci maçına çıktı ve maç eksiği çok net.Eski hamleleri yoktu bugün, topa da biraz yabancıydı..Maç oynaya oynaya kendini bulur o da elbet.

Neyse çok uzatmadan toparlayalım; Galatasaray uzun zamandır olmadığı kadar kötü oynadığı maçta golü bulduktan sonra arzulanan takım görüntüsüne girmeyi başardı ancak sezonun ilerleyen zamanlarda da deplasmanda zorlanabileceği izlenimi verdi.Tabi ki takım daha yeni yeni alışıyor sisteme, her zaman söylediğimiz gibi sabretmek lazım ama bu akşamki durum sisteme uzaklıktan çok konsantrasyon ve isteksizlikten kaynaklandı gibime geldi..Herşeye rağmen bu sene Galatasaray oyuncu değişiklikleriyle de maç kazanacaktır.Geniş ve kaliteli kadroyu aynı anda kurabilirseniz sezon boyunca krize giren maçlardan da bu akşam ki gibi 3 puan alabilirsiniz..

Caner Erkin Galatasaray'da

Galatasaray milli takım düzeyindeki bir oyuncuyu daha kadrosuna kattı.Sezon sonu satış opsiyonu koydurarak bir seneliğine kiralandı Caner.
Galatasaray güçlü rotasyonu olmayan mevkilerinden birini(diğeri de sağ bek)milli seviyedeki oyuncuyla doldurdu, çok güzel transfer.Ama burda büyük transferi bence Caner yaptı.Çok genç yaşta müthiş bir çıkış yaptı ve çok genç yaşta Avrupa'ya adım attı ki sanırım en genç lejyoner oyuncumuzdu kendisi.CSKA'da ihtiyacı duyduğu patlamayı yapamadı ve durgunluk dönemine girdi kariyeri ve şimdi Rijkaardlı Galatasaray kadrosunda yer buldu kendisine..
Belki de kariyerinin en önemli virajında.Başarılı olursa tekrar yükselişe geçer ve Türk futbolunda(hatta Avrupa'da) söz sahibi olur, başaramazsa ligimizin orta sıra takımlarına doğru geçiş yapar.

24 Ağustos 2009 Pazartesi

Galatasaray 4-1 Kayserispor

Geçen sezon 34 maçta 31 gol yiyerek en az gol yiyen bu senede 2 maçta 1 gol yiyen bir takıma karşı atılan 4 gol..Bu sene Ali Sami Yen sakinleri arkalarına yaslanıp bol bol gol seyredicekler anlaşılan..Geçmiş sezonlarla bu sezon arasındaki en büyük fark;Galatasaray gol kaçırdığı zaman stattan 'ah,vah' sesleri yerine alkış sesleri yükseliyor, herkes gerçek anlamda zevk alıyor oynanan oyundan..Bu değişimde birçok şeyi gözler önüne seriyor..
Kayserispor golü atınca stattaki tek konuşulan 'ulan yine gol yedik' di..Kimsenin galibiyetten şüphesi yok artık.Stat çıkışında herkes birbirine haftaya takım 1-0 kazansa sevinicek misin diye soruyor.

Tabi ki sezon başındayız henüz hiçbir şey belli olmaz ancak Galatasaray kadrosuyla, teknik ekipiyle ve en önemlisi performansıyla taraftarına güven veriyor..

Bireysel performanslara değinilcekse listenin başına kesinlikle Mustafa Sarp yazılmalı.Gerçekten inanılmazdı.İlk kez cıplak gözle izledim kendisi ve futbol bilgisi muazzam.Bi kere top Galatasaray orta sahada sürekli hareketli,boşa çıkıyor, takımı çok rahatlatıyor..Top rakibe geçtiği zamanda hemen bir öndeki futbolcunun kademesine giriyor yetmiyor beklere yardım ediyor..Böyle devam ederse 11'deki yeri garanti olan ilk futbolcu diyebilirim..

İkinci olarak sevgili sinan kardeşime haksızlık ettiğim için özür diliyorum burdan.Transferi gerçekleştiğinde Gökhan Zan ile ilgili yazdığı yazıda iyi bir transfer olduğunu, oyun kurma konusunda titiz bir oyuncu olduğunu belirtmişti..O zaman hak vermemiştim ama son birkaç maçtaki oyunuyla Sinan'ı haklı çıkardı..Bugün o da bireysel olarak sahanın en iyi isimlerinden biriydi ve topu oyuna çok sakin soktu ama bunda tribünlerin de verdiği desteğin büyük önemi var.Umarım daha ciddi maçlarda da bu sakinliğini korur, artık onunla ilgili kafamdaki tek soru işareti bu kaldı..Bugünki kadar kendine güvenerek oynarsa onu da silicektir eminim..
Elano'nun attığı gol ve Arda ile paslaşmaları ve kanat oyuncularını savunmanın arkasına sarkıtması çok güzeldi.O da ilk ciddi sınavında sahada güzel bir yanıt verdi sabırsız Gürcanlara..

Kayserispor her geçen sene geriye gidiyor artık..En iyi yaptıkları şey olan defansı bile beceremediler bugün..Sadece Keita'yı yavaşlatabildiler ama onu da durdurmak adına 3 kişiyi orda kümelemek oyunun diğer bölgelerinde derin boşluklar oluşturdu..Aslında Galatasaray'ın bu seneki en büyük artısı da hücümunun tek düze olmaması..Sağ tarafı kapasalar soldan,solu kapasalar ortadan atak geliştirebiliyor..Kadro kalitesi budur işte, bir iki adama bel bağlamamak..

Makukula da bugün elinden gelen herşeyi yaptı, Defansı çok yıprattı ama tek başına bu kadar uğraş vermesi pek bir işe yaramadı..Troisi çok silikti, Cangele 10. dakkadan sonra oyunda yoktu, Gökhan da Sabri'ye(bugün O'da iyiler arasındaydı,hakkını da verelim adı geçmişken) karşı hiç üstünlük kuramayınca Makukula da duran toptaki harika koşusu sonucu attığı golden fazlasını üretemedi..

Sonuç olarak Galatasaray özellikle Ali Sami Yen'de farklı galibiyetler kazanacağının sinyallerini verdi..Bundan önce de bu tip skorlarla kazanıyordu ama herkesin beklediği 'dişli' bir rakibe karşı da 4 gol atması artık bunun su götürmez bir gerçek olduğunu herkese ispatladı..

15 Ağustos 2009 Cumartesi

Galatasaray 4-1 Denizlispor//Rotasyon??



Maçtan önce hepimiz kısa süreli şok yaşadık kadrolar açıklanınca.Defans 4lüsü komple değişmiş orta sahada Barış ilk 11 de ve ileri üçlüde Aydın yerine Kewell'la başladı Rijkaard.Rotayon işini biraz abartmıştı yani.Biraz hafife aldığını düşündüm ve tedirgin oldum ama bugün gördüm ki Denizlispor bu ligin bir numaralı küme düşme adayıymış.2 haftada bir takım futbol adına hiç olumlu birşey üretemez mi?Sadece hücum anlamında söylemiyorum, defansif olarak da hiç birşey ortaya koymadılar.Galatasaray kedinin fareyle oynadığı gibi oynadı bu gece..Hemde yedek ağırlıklı!! kadrosuyla.Gol dışında hiçbir atak yapamadılar,organize olmadılar yardımlaşmadılar vs.vs.. Herhalde hiç kimse golden sonra bile Denizlispor'un puan alabilceğine inanmadı.

Maç başlar başlamaz alışılagelmiş baskısıyla Galatasaray oyunu Denizli yarı alanına yıktı..Sağdan Keita solda Kewell ve ortadan(zaman zaman Kewell'a yakın oynadı zaman zaman yer değiştiler)Arda ile yüklendi ama golü bulamadı ve 39. dakikada Volkanın rakibin en tehlikeli ismi Bangoura'ya refakat etmesinin sonucunda Denizlispor 1-0 öne geçti..Tabi burda hep ilerde durduğu için eleştirilen Leo Franco'nun da topa çıkmayışını da gole neden olan pasifliklerden biri olarak değerlendirebiliriz..Neyse, gol hiçbirşeyi değiştirmedi ve Galatasaray yüklenmeye devam etti..Cok dengeli ataklar yapmadı belki ama zaten böyle bir rakip karşısında da çok gerek yoktu dengeli atak organizasyonlarına..Galatasaray'ın golü bulduğu an farka gidebilceği öngörülüyordu zaten ve nitekim de öyle oldu..Gereksizce yapılan penaltı devre arasına 1-1 lik eşitlikle gidilmesine yol açtı.

İkinci yarıda ise ilk yarının sonunda gelen golle gardı düşmüş bir Denizlispor vardı sahada..Galatasaray da ikinci golü bulup öne geçmek için daha çok saldırdı ve gardı düşmüş Denizli önünde arkasını bile kontrol etme gereği duymadı.İlk yarının sonuna kadar şansın ve ıssız adam Özden'in(çok benzettim maçta) koruduğu kaleye goller ikinci yarı geldi.59. 67. ve 74. dakikalarda attığı golle 4-1 öne geçti ve sonrasında farkı artırabilcek pozisyonları harcadı.

İsimlere gelirsek Emre Güngör'ün bu takımda kesinlikle oynaması gerekir..Servetin yanında Gökhan Zan yerine daha çabuk bir isme ihtiaç duyduğumuz aşikar..Bugün de çabukluğuyla zayıf Denizlispor ataklarını başlamadan bitirdi..Topu oyuna sokması da(özellikle uzun paslar)bence çok iyi olmasa da yeterli..

Uğur Uçar yine kanadından pozisyon vermedi..Sağlam oynadı ama hücuma beklediğim kadar katkı yapamadı..Umarım o özelliğini de geri kazanır ve Sabri'den formasını geri alır

Keita çok hareketli ve teknik bunu her geçen hafta gösteriyor ve çok daha iyi olucaktır..

Arda yine çok iyiydi ama özellikle fark açıldıktan sonra birkaç pozisyonda bencillik yaptı.

Baros yine çok çalıştı umarım gol atamama sendromu uzun sürmez..

Barış sahanın en çok koşan ismiydi her zamanki gibi toplu oyunda da iyiydi.

Volkan Yaman aslında beklediğimden daha iyiydi..Fizik olarak biraz toparlanmış gibiydi ama rakibine yaptığı refakatçilik yüzünden golü yedirdi.Bence Alparslan daha iyi bir oyuncu ama bu kadar teknik direktör oynatmadıysa bir sorun vardır diye düşünüyorum..

Ve son olarak Mustafa Sarp..Hazırlık maçları boyunca ne işi var bu adamın bu takımda diye dert yanıyodum herkese ama haftalar geçtikçe takıma alıştı ve ilk 11 de oynayabilcek kalitede olduğunu gösterdi.Her pozisyonda boşa çıkıp pas alması takımı rahatlatıyor orta sahada sertlik oluşturuyor yardıma gidiyor pres yapıyor vs.vs. Tek eksiği hücuma topu geç sokması..Zamanla o sorunu da ortadan kaldırırsa 11'de değişilmez olur..
Fazla uzatmadan bitirelim..Sonuç olarak Galatasarayın kadro derinliğinin sınandığı bir maçtı ve kadro bu testi geçti..Denizli ise bırakın ilk 10'a girebilmeyi kümede kalmak için bile çok yol katetmek zorunda..