Fenerbahçe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fenerbahçe etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Ekim 2009 Pazartesi

Fenerbahçe 3-1 Galatasaray//Yazıklar Olsun!!

Yazacağım o kadar çok şey var ki maç ile alakalı. Maç öncesinde ve hemen sonrasında düşündüklerimi ve hissettiklerimi yazmış olsaydım muhtemelen 2-3 cilt falan tutardı.. Şimdi sadece kızgınlığıma anlatmak istiyorum. Çünkü artık hüzün, mutsuzluk değil tamamen öfke duyuyorum..
-Bir mor menekşe ağlıyor mu ne:)))

-'mor'inho dahi gelse Galatasaray'ı kurtaramaz

-RTÜK Şükrü Saraçoğlu Stadı'nı kapatıyormuş. Çünkü Fener-Galatasaray karşılaşmaları Cim-Bom'lu çocukların ruh sağlını bozuyormuş:)))

-Galatasaray camiasına verdiğimiz rahatsızlıktan dolayı özür dileriz.

-Galatasaray, Fenerbahçe'yi AİHM'ye verse milyonlarca Euro tazminat alır. Böyle işkence yapılır mı? Her sene her sene.

-Obama Cimbom'a yardım et.

- Sarı-kırmızı-mor-turuncu farketmez Fener Galatasaray'ı gördümü affetmez

- Bir varmış,bir yokmuş.Bir GS varmış,devamlı FBye yenilirmiş.

- Alışmışız artık 4'lere 5'lere o yüzden 3 kimseyi kesmedi:))

- Fener- GS maçlarını izlemiyorum. GS,FB' yi yenemedikçe bu ülke düzelmez.

- Kadıköy'de galibiyet görenler parmak kaldırsın.

- Galatasaray Kadıköy'de FENERBAHÇE'yi en son yendiğinde Süleyman Demirel Cumhurbaşkanıydı;)))))

- KOD ADI : Aslan terbiyecisiGÖREVİ: Galatasaray'ı farklı yenmek

- Onlar da insan onlar da sevinmek FB'ye karşı Kadıköy'de kazanmak istiyorlar.

- Aslan terbiyecileri için yine normal bir geceydi. Büyütülecek bir şey yok.

- Florya’da bazı G.Saray taraftarlarının tura çıktığını gördüm. Meğer 6 yemedik diye kutlama
yapıyorlarmış
- Bir kere de G.Saray maçı üzüntüsü yaşasak. İyice tadı kaçtı..

-Neden devlet bu 6saraya sahip cikmiyor:)))-Mormenekseler kanarya gribinden bir türlü kurtulamıyorlarrrr-))
İnternette dolaşan 'geyik'ler bunlar.. Galatasaray taraftarları bunları görüp sinir oluyorlar, hırslanıyorlar(ben çok takmam normalde ama artık benim de canımı fazlasıyla sıkıyor ve acıtıyor bu durum) ama sahaya baktığınız zaman en fazla koşan futbolcu Mustafa Sarp:7800 m civarı.. Takım olarak katedilen toplam mesafe 75 km.. 13 kişi oynadı Baros'u saymazsak dün gece.. Ortalama 5769 metre yapar.. 9 senedir kaybettiğin stada gidiyorsun, sırtında Galatasaray forması var, rakip taraftarlar, camia galibiyetten o kadar emin daha maç başlamadan Galatasaray taraftarlarını puan farkı 5 oldu diye kızdırıyorlar ve bu takımda ekstra bir motivasyona, hırsa yol açmıyor.. İşte bu yüzden yazıklar olsun. Amatör ligde futbol oynuyordum, Mart ayında dizimdeki bağlar koptu, menisküsüm yırtıldı, bu sene oynamıyorum, antreman filan da yapmadım haliyle ancak dün gece Galatasaray formasını giyiyor olsaydım eminim ki 5769 metreden fazla koşardım. İşte bu yüzden yazıklar olsun. Birçok kişide eminim ki benim gibi düşünüyordur. Dün o stada giden Galatasaray taraftarları, maçın başına otururken kalp krizi geçirecek kadar heyecan duyan taraftarlar ,ki birçoğunun içkisi sigarası vardır, dün sahada daha fazla mücadele ederdi.

Maç başlıyor Galatasaraylı futbolcular yanlarına pas atamıyorlar, defans her topu ıskalıyor, kendisine yaklaşan Fenerbahçeli oyuncuyu orta sahaya kadar takip ediyorlar (haliyle yerlerini boşaltmış oluyorlar) ilerde oynayanlar geri gelmiyor, ayaklarında top tutamıyorlar vs. vs. Amatörlüğün daniskası. Golü yiyelim diye dua edecek duruma geldim çünkü Galatasaray'ı sadece Anfield Road'da 3-2 kaybettiğimiz maçın ilk devresinde bu kadar amatör, komik, aciz görmüştüm ve takımımı böyle görmektense 3-4 farklı yenilgi almayı göze almıştım.

İlk gol ofsayt, penaltı penaltı değil hatta aynı pozisyonda Nonda sarı kart gördü Alex penaltı kullandı. Emre Belezoğlu kart görmeden maçı tamamlıyor. Baros'u yan hakemin gözü önünde sakatlıyor, Ayhan'a arkadan müdahale ediyor ses yok Ayhan hakemi alkışlıyor sarı kart veriyor. Keita'nın kırmızı kartında 4 saniye boyunca Carlos faul yapıyor, iki ayağını Keita'ya dolamış kollarıyla boğazını tutuyor, fırsat buldukça diz atıyor, ama Keita yumruk atmadan düdüğünü çalmaya tenezzül etmiyor. Carlos'un arabalarının arka camına asılan köpek gibi 4 saniye boyunca Keita'ya sarılmasına göz yummasa belki Keita atılmayak ki öncesinde yabancı maddeyle yaralanmış bu adam ve sen bu adamı koruyacak hiçbirşey yapmıyorsun, ne bir anaons yaptırıyorsun ne de o maddeyi 4.hakemine götürüyorsun Keita bunu yapınca sarı kart veriyorsun(Doğru karar).

Şimdi bunları yazdım diye birçok kişi hakemi suçlayarak kendimi rahatlattığımı düşüncek ancak bunları şunun için yazdım;

Bütün bu yukarda yazdıklarım hakemin Galatasaray aleyhine yaptığı fahiş hatalardır(Fenerbahçe aleyhine olanlar da vardı ancak Galatasaray'ın canı daha fazla yandı) ve bunların tartışmasını bile yapmam. Ancak bu hatalar olmasaydı, hatta ve hatta bunlar Galatasaray lehine olsaydı Galatasaray maçı kazanırdı diyebilir miyim? Hayır!!..İşte bu yüzden yazıklar olsun. Bu kadar hakem hatasını bile konuşacak, arkasına gizelenecek kadar oyun oynamadığınız için yazıklar olsun!!

Evet bu maç Galatasaray'ı çökertmeyecek(Baros ve Keita'nın uzun süreli olmaması büyük darbe ama ben skorun yaratacağı salt psikolojik travmadan bahsediyorum) fazla etkilemeyecek, kaybedilen şey sadece 3 puan Baros ve Keita olacak. Yani somut şeyler.Çünkü Galatasaray kaybedeceği özgüveni, morali ve yaşayacağı korkuyu bu maçın son düdüğüne kadar fazlasıyla yaşıyor ve bu maçı kaybedince ayaklarını toprağa basmışçasına deşarj oluyorlar ancak olan Galatasaray taraftarına oluyor.

Son söz: Fenerbahçe taraftarıyla(özellikle benim yaş grubumdakilerle) Türkiye Kupası göremedikleri için dalga geçen Galatasaraylılar unutmasın ki Kadıköy'de Fenerbahçe galibiyeti göremeyen bir jenerasyon bugün 10 yaşında.

26 Eylül 2009 Cumartesi

Antalyaspor 1-2 Fenerbahçe//Akılsızlar


Maç açıkçası beklediğim gibi başladı. İlk golü atana kadar Fenerbahçe saldıracak, golden sonra ise yine tempoyu düşürerek geride Antalyaspor'a açık vermeyecek. Planı 21. dakikada Ali Zitouni'nin golü bozdu. Bu dakikadan sonra Fenerbahçe golü bulmak için daha istekli oynadı ve tahminimden daha zevkli bir maç izledik.

Fenerbahçe maçından zevk almak için sanırım skor üstünlüğünün Fenerbahçe'de olmaması gerekiyor. Golü bulana kadar istekli, arzulu ve baskılı oyun, meyvesini alınca da geride eksik yakalanmamak için kontrollü oyun.. Bugün sadece 10 dakika önde kalabilince de çoğu zeka kübü Alex'in hazırladığı pozisyonlar ve direkten dönen toplar izleyebildik. Belki de bu sezon ilk kez bu kadar gol denemesi yaptı Fenerbahçe..

Gökhan Gönül'ün sakatlığının ardından 10 kişi kalan Fenerbahçe!! 80. dakikaya kadar oyunu rakip yarı alana bir türlü yıkamadı. 10 kişi kalan Fenerbahçe dedik, izleyenler hak verecektir sanırım, Mehmet Topuz'un sağ beke çekilmesi ve Alex'in bir kademe geri gelmesi Fenerbahçe'yi orta sahadan düşürdü ve Antalya'nın rahat bir şekilde orta sahayı geçmesine neden oldu. Açıkçası benimde ilk aklıma gelen hamleydi Topuz'un sağa çekilmesi, kenarda Semih'i görünce fakat 5 dakika sonra yanlış karar olduğu ortaya çıktı. Benim anlamadığım bu kadar açık bir şeyi Fenerbahçe teknik heyeti nasıl göremiyor. Tamam yaptın değişikliği de oyunu hiç mi izlemiyorsun, çözüm düşünmüyorsun..İlginç..

Direkten dönen 3 top ve kaçan en az 4 net gol pozisyonuyla Fenerbahçe zaten maçı haketmişti Daum'a rağmen ama Antalyaspor'un son dakikadaki harakirisinin herhangi bir açıklaması yok..Tamam son dakika, ve o dakiklarda girdiğin 2 pozisyon sana hırs kazandırmış ama 1 puana bu kadar yaklaşmışken son adamın kalenden 70 metre uzakta olması nasıl bir düşünce yapısı anlayabilmek mümkün değil. Son dakika, gözünü karartıp takımının 1 puan alması için kırmızı kart görmeye razı birçok oyuncu var o sahada ama hepsi Fenerbahçe ceza alanı içinde. Müdahale edecek adam yok koskoca 70 metrede ve orta saha çizgisinde 3 tane Fenerbahçeli oyuncu pusuya yatmış topu bekliyor, Alex gelişigüzel bir pas ve 3'e 0: gol..Elde var '0'..

Fenerbahçe fazlasıyla hakettiği ama kendi elleriyle alamadığı(tamamen şansızlık) galibiyeti Antalyaspor'un uzattığı tepsiden aldı ve 7'de 7 yaparak kendi rekorunu egale etti. Şimdi yarın rahat rahat izleyecekleri Galatasaray-Eskişehirspor maçını(haftanın maçı olması muhtemel) bekliyorlar..

Antalyaspor - Fenerbahçe//Maç Öncesi

Lige 6'da 6 yaparak başlayan Fenerbahçe, 7. haftada eksik Antalya önüne çıkıyor..Ev sahibinde kaleci Ömer, Yalçın, Fatih Ceylan ve Serge Djehoua eksik.. Fenerbahçe'de ise Emre cezalı ve Bilica'da yabancı kontenjaına takıldı. Roberto Carlos'u sezon sonuna kadar kalmasına ikna için verilmiş bir garanti gibi gözüküyor bu durum..Ayrıca sakatlığı tamamen geçen ve hafta içi idmanların yıldızı olan Özer yine ilginç bir kararla İstanbul'da bırakıldı. Daum'u bazen anlamak zor oluyor işte.

Fenerbahçe'nin sezon başından beri tempo problemi olduğu aşikar ama bu durum deplasmanda beklenenden daha başarılı bir grafik çizmesine neden oluyor. Anadolu takımlarının düşük tempoda fark yaratacak isimlere sahip olmaması Fenerbahçe'nin temposuz oyun sistemine karşı kazanma şanslarını düşürüyor. Kaldı ki Antalya'da bugün fiziğiyle defansı zorlayabilcek en önemli ismi (Serge) yok. Yani temposuz bir maçta Antalya adına etkili olabilcek kozları yok. Bu konuda geriye bir isim kalıyor, o da forma girememiş olmasına rağmen Necati Ateş.

Açıkçası zevksiz bir maç bekliyorum, az gol olur ve Alex faktörü bugün maçın sonucunu belirler. Antalya için en iyi sonuç beraberlik olur, o da gol yememeyi başarabilirlerse..

22 Eylül 2009 Salı

Fenerbahçe'de Prim Krizi

Daum'u tebrik etmek gerekir gerçekten. Türk insanını o kadar iyi tanımış ki yıllardır bu ülkede yaptıklarıyla bir çok insanın takdirini kazanmış ve 'helal olsun' dedirtmeyi başarmıştır..

Sezon başında geldiğinde; 'Fenerbahçe Manu, Barca, Real Madrid'le birarada anılmalıdır', 'Fenerbahçe'nin imkanları sınırsız, büyük bir dünya klübü', ve Aziz Yıldırım hakkında söylediği, biraz da yağlamaya kaçan sözleri. Mesela yine Guiza için dünyanın en iyi golcüsü sözleriyle daha gelir gelmez camiada kredisini çokça yükseltti. Hele hele ikinci kez takımın başına geçtiğinde, 'Daumsuz bu takım kurtulmaz' ortamının ortasında bile yerini daha da sağlamladı..

Son günlerde basına yansıyan bir durum da Fenerbahçe'deki prim krizi. Bir kere şunu söylemek gerekir; eğer Aykut Kocaman bu takımın Sportif Direktörü ise futbol takımı ile yönetim arasındaki köprü vazifesini sağlamaktan sorumlu tek kişidir. Eğer teknik direktörün üstündeki bu göreve getiriliyorsanız bu durumu sindirmeniz ve karşınıza gelebilecek zorluklara çözüm üretebilmelisiniz. İşte böyle bir ortamda futbolcularla yönetim arasında bir prim krizi doğdu ve her nedense bu durumu çözmesi gereken ismin Daum olduğu düşünüldü. Futbolcular ve basın bu konuda Daum'u sorumlu tutacakken Daum yine müthiş bir hamleyle, bence ilk kez tamamen doğru bir hareket, üstündeki bu kamburu hakettiği kişiye devrediyor.

Basın önünde bir kağıt parçasını Kocaman'ın eline tutuşturuyor ve insanlar Daum'un savunmasını ilettiğini düşünüyor. Ancak sonradan çıkan haberlere göre, hangi oyuncunun ne kadar prim alacağının yazılı bir kağıt olduğu ortaya çıkıyor. Sonra basın bunu Daum'un Kocaman'a attığı kazık olarak yorumluyor. Yahu bir takımın teknik direktörü mü sportif direktörü mü prim konusunu yönetimle görüşür Allah aşkına. Yönetimle futbolcu arasındaki en büyük ilişki primin kararlaştırılmasıdır. Onun dışında derbi maçlardan önce yada avrupadaki önemli maçlardan önce tesise gelip suni moral verme girişimleridir. Ee prim sorununun çözümünü sportif direktör yapmayacaksa, neyi yapacak Kocaman.. Daum'un el atmak zorunda kaldığı bir durumda Daum'un sorumluluğu herkesin önünde hakeden kişiye iletmesi neden 'kazık' olarak nitelendiriliyor, Kocaman bundan neden gocunuyor çözemedim bir türlü.. Sanırım ülkemiz, ülke futbolumuz bu tarz modern kademelere henüz hazır değil!!

21 Eylül 2009 Pazartesi

Fenerbahçe 1-0 İ.B.B// Ninni Gibi Maç

Öncelikle birkaç gündür yaşadığım sorunlardan dolayı bloga yazı yazamadım onu belirteyim. Çok da önemli maçlar oynandı ve yazacaklarım vardı ancak kısmet olmadı..

Maça gelince; hayatımda izlediğim en sıkıcı maçlardan biriydi, resmen uykum geldi. İki takımda üst üste 5 pas yapamadı ve bir de hakem Hüseyin Göçek’in yönetimi eklenince böyle tatsız tuzsuz bir maç çıktı ortaya..

Fenerbahçedeki tempo problemi devam ediyor. Kazım, Alex, Andre Santos ve Cristian Baroni’nin bir arada oynadığı takımda bu kadar düşük tempo aslında beni fazla şaşırtmıyor. Üstüne bir de takıma tempo kazandıran tek oyuncu olan Emre’nin cezalı oluşu tuz biber ekti Fenerbahçe’nin kötü oyununa. Yerine oynayan Mehmet Topuz da dinamik bir oyuncu fakat Emre’nin yerini dolduramadı bu bağlamda. İkisinin bir arada oynayabileceği bir taktik ve kanatlardaki oyunculardan birinin yerine daha sert bir ismin takıma monte edilmesi şart gibi gözüküyor çünkü iyi savunma yapan takımlara karşı büyük sıkıntı yaşıyor Fenerbahçe. Kaldı ki İstanbul Belediye’de savunmacı bir takım sayılmaz, orta sahada kazandıkları topları yana oynayarak tempoyu iyice düşüren bir takım görüntüsünde yıllardır. Zaten bu oyun anlayışları sayesinde sabırsız büyük takımlara karşı başarılı sonuçlar alıyorlar..

Aslında maç ile ilgili yazacak fazla bir şey yok. Temposuz, pozisyon açısından son derece kısır bir maç oldu. Böyle bir maçta bile Guiza’ya yapılan protestoyu anlamak mümkün değil. Sahada basmadık yer bırakmadı, inanılmaz derecede mücadele etti ama arkasında oynayan isimlerin koşu yollarına pas atamaması bulduğu tek pozisyonu kaçırmasıyla birleşince yine gereksiz bir protestoya maruz kaldı. Arkadan bu kadar az desteğin geldiği bir maçta defanstaki bütün İ.B.B oyuncuların sadece Guiza’ya konsantre olmalarını ve onu etkisiz kılmalarını tribünlerin anlaması gerekirdi bence.

Baroni stoperi 3’leme konusunda Mehmet Topal’ın da çok ötesinde, takım adeta 5-4-1 oynuyor. Önliberonuzun bu kadar savunmaya gömüldüğü bir anlayışla oyunu 60-70 metrelerde oynamaya ve sonucunda da pozisyona girmekte zorlanmaya mahkum oluyorsunuz. Artık Daum’un taktiği mi yoksa Baroni’nin oyun yapısı tamamen bu yönde mi bilemiyorum ama acilen bir elin atılması gerek bu konuya da. Yoksa bu şartlarda beğenilmeyen Selçuk ve Deniz(bence çok iyi bir oyuncu) yine 11’de sahaya çıkar ve Fenerbahçe tribünleri homurdanmaya başlar.

İ.B.B bugün amatör bir takımdan farksızdı. Kazandıkları hiçbir topu ileriye olumlu olarak aktaramadılar ve ön oyuncularını pozisyona sokamadılar. E bu konuda posası çıkmış Okan’dan medet uman bir takımın da bu hali çok şaşırtıcı olmasa gerek. Ayağına gelen topları Lugano ve Bilica gibi hava hakimiyeti üst düzey oyunculardan bir defansın üstünden atmaya çalışması da bu tecrübedeki bir oyuncuya hiç yakışmadı. Posası çıkmış dedik ama bunu uygulamak (en azından çalışmak) için formda olmaya gerek yok biraz akıl yeterlidir. Sezon başından beri Fenerbahçe’nin defansın arasına atılan toplarda yaşadığı zaafı da göz önünde bulundurursak bu tutumun hangi mantıkla sahada ısrarla denendiğini de sorgulamak gerekir.

İ.B.B gibi bir takımın Kadıköy’de İbrahim Akın ve Taner Gülleri gibi defans arkası koşuları etkili oyuncuları kenarda oturtması da başka bir gariplikti. Evet İbrahim formda değil, Taner de sakatlıktan sonra tam olarak toparlanamadı ama bu kadar kaliteli ve tecrübeli iki oyuncunun sahada yer alması her açıdan daha doğru olurdu.

Neyse uzatmayalım, dediğim gibi uykumu getiren bir maçla ilgili yazacak fazla bir şey yok açıkçası. Biraz değindik ama son paragrafta tepkimizi daha net koyalım. Hüseyin Göçek bugün nasıl maç yönetilmezin dersini verdi izleyen herkese. Mücadeleye (sertlik demiyorum) bu kadar taviz vermeyen bir hakemin yönettiği maçında güzel geçmesi beklenemezdi zaten. Oyuncular daha yere düşmeden ve faulü hissetmeden çalınan düdükler zaten kötü olan maçın içine iyice limon sıktı..

Not: Yaşadığım sorunlar az da olsa devam etmekte bu yüzden fotoğraf ekleyemedim. Olsun buna da şükür en azından maç yazısını yayınlayabildik uzunca bir aradan sonra..

30 Ağustos 2009 Pazar

Fenerbahçe 2-1 Manisaspor//"Kendim Ettim,Kendim Buldum!!"

Trabzon-Bursaspor maçı ile dönüşümlü olarak izlediğim için analiz yazısı yazmayacağım sadece izlediğim dakikalardaki gözlemlerimi belirteceğim..

Birincisi Fenerbahçe ile Saraçoğlu'nda oynuyorken bu kadar gol kaçırma lüksü olamaz bir takımın..İlk yarı Simpson son hareketlerde biraz başarılı olabilseydi 3-0 önde girebilirdi soyunma odasına.

Emre'nin kırmızı kartını göremedim, yorum yapamayacağım ancak ilk yarıda Fenerbahçe'nin en etkili ismiydi,her pozisyonun içindeydi.Trabzon maçından döndüğümde gözüken şeyde Fenerbahçe'nin orta sahaya ilk yarıdaki kadar hakim olamadığıydı(ilk yarı da kesin bir üstünlük yoktu ama ikinci yarıya göre daha etkililerdi).

Guiza'nın ve Ergin'in golleri hazırlanış olarak güzel gollerdi ancak son dakikadaki golü zorla yedi Manisaspor.Yanılmıyorsam Sezerdi,2 kez ofsayttan kendini kurtardı pas istedi ancak lakayit Manisalı oyuncular ardarda yaptıkları 3 pasın gazıyla topu ileri oynamak yerine kendi kalelerine doğru oynadılar, kaptırdılar,golü yediler.İyi oldu, akıllansınlar şimdi..Maçtan sonra çimlere çökmekle olmuyor bu işler, ders çıkarsınlar.
Bu arada ısrarla söylediğim, Fenerbahçe 2 kanadında Kazım ve Santos'u oynattığı müddetçe ortayı iyi kapatan, mücadele eden takımlara karşı zorlanır tezim geçerliliğini koruyor.Özellikle sene başından beri bütün kanat akınlarını tek başına geliştiren Gökhan'ın olmayışı Fenerbahçe'nin kanatlarını tamamen çökertti ve pozisyona girmekte çok zorlandılar.Eğer buna bir çözüm bulamazlarsa şampiyonluk yarışında geride kalırlar diye düşünüyorum.

Bir de şu son hareket özürlü Kanadalı Simpson Bekir'i adeta bitirdi..Neden sağ bekte oynamaya daha alışkın olan Önder'i orda kullanmadı Daum çözemedim..En azından ilk 15 dakikadan sonra görüntüyü görüp yerlerini değiştirmesini bekledim ama Daum işte kenardan pek müdehale etmez..

22 Ağustos 2009 Cumartesi

Fenercell Tarifeleri ve Vizyon!!

Fenercell '6-0 tarifesi' diye bir tarife çıkarmış.Slogan olarak da 'Efsane skor geri döndü,6-0 tarifesi'..Unutma unutturma demişler..Beşiktaş içinde '2'de 1' diye bir tarife çıkarmışlar..

Her fırsatta kurumsallıktan bahseden,vizyon takımı olduklarını iddaa eden bir klübün bu tarz tarifeler çıkarmaları garibime gitti..Özellikle de 6-0 tarifesi..

Hangi Fenerbahçeli arkadaşımla konuşma içine girsem konu 6-0 a getiriliyor..Sonra avrupa kupalarına söz geldiğinde 'milattan önce bir kupa aldınız hala onu konuşuyorsunuz' diyorlar ve bu istisnasız olarak başıma geliyor ki şahıslar da birbirinden bağımsız..Ancak şunu söylemek gerekir ki o çok övünülen maç 'milattan önce kazanılmış' olan Türk spor tarihinin en büyük başarısından sadece 2 sene sonra..Bugün o kupaları konuşmak bıkkınlık veriyor ama tek maçın tarife olarak insanların hizmetine sunulması pazarlamacılık dehalığı..

Sıkça tesadüften bahsedilir ve bir daha böyle bir başarıyı Türkiye'de sadece Fenerbahçe'nin kazanabilceğini konusunda hemfikirdirler..Dayandıkları şey de kurumsal yapıları ve sahip olduklar(!) vizyon..

Bu mu Fenerbahçe'yi Avrupa şampiyonluğuna ulaştırıcak vizyon??Galatasaray o kupayı kazanmadan bütün lig maçlarına aynı önemde değer verdi(Derbi ve Anadolu takımları) ve Avrupa Kupası maçlarını hep öncelik verdi..Ama tek vizyon sahibi takımımız Fenerbahçe'nin genel kurulunda 3 sene üstüste Türkiye şampiyonluğu vadediliyor tarihin en büyük başkanı tarafından..

Zannedersem kurumsallıktan kasıt klübün zengin olması,vizyon da bir plana bir temele dayandırılmadan beyan edilen yönetici açıklamaları ve transfer harcamaları..

Evet Aziz Yıldırım Fenerbahçe'nin başına geçtiğinden beri klüp mali açıdan çağ atladı,stat yaptı,tesisler kazandırdı ama neye yaradı??

Bütün bunları gerçekleştirmenin tek amacı sportif başarı değil mi?Mali açıdan çağ atlayan Fenerbahçe,sportif anlamda kaç adım yol alabildi??

10 senelik başkanlık döneminde taraftarı en çok heyecanlandıracak olay bundan 7 sezon önce kazanılan bir maç ise ve bu kişi büyük başkansa ve vizyon sahibiyse Jean-Michel Aulas nedir??Tanrı mı?

16 Ağustos 2009 Pazar

Fenerbahçe 3-0 Sivasspor// Sivasspor Gerçeği!!

Net skor Fenerbahçe'yi tam olarak anlatmasa da Sivasspor'u çok net bir biçimde gözler önüne seriyor.Fenerbahçe bu skoru hakedicek kadar iyi oynamasa da Sivasspor bu mağlubiyeti sonuna kadar haketti..

Maça gelirsek;daha önce extensor un blogunda belirtmiştim yorum olarak,bir takımın 2 açık oyuncusu Santos ve Kazım olamaz diye..İkisi de sıfıra inmek gibi girişimde bulunmayan,teknik, içe dönük oynayan oyuncular ve bu da Fenerbahçe'nin hücum zenginliğini sınırlandırır bütün yükün Alex'in omuzlarına bindirir demistim ve defansının ortasını iyi kapatan takımlara karşı zorluk çekebilceğini düşündüğümü yazmıştım..Ve bugün daha 2. dakika içersinde Alex'in sakatlanmasından sonra Fenerbahçe'nin gol bulmak konusunda çok sıkıntı çekeceği belliydi açıkçası..Çünkü kanatları sadece Gökhan Gönül'ün bindirmeleri ile kullanan bir takımın kapalı bir savunmayı açması çok olası değildi..Açıkçası Daum'dan Alex çıkarken oyuna Uğur Boral'ı almasını ve futbolcu meziyetleri bir açıktan çok forvet arkası oyuncusunu andıran Santos'u Alex'in yerine kaydırmasını bekledim ama Deivid'i oyuna alarak bana göre kendi hücum çeşitliliğini sınırlandırdı..O dakikadan sonra açıkçası Fenerbahçe'nin golü bulma şansı sadece duran toplar ve uzaktan şutlardı..Nitekim de Emre'nin şutunu kaleye doğru yönelten Kazım'ın kaleciden dönen topu tamamlamasıyla golü buldu Fenerbahçe..İkinci golü anlatmaya bile gerek yok..Süper Lig'in ikincisi ve şampiyonlar ligi vizesi alan bir takım kornerden gol yiyorsa bu durum rezillikten başka birşey değildir..Bu takımın Fenerbahçe deplasmanındaki konsantrasyonu siz düşünün artık..Neyse..Duraklama dakikalarında sol açık Santos'un bence her zaman oynaması gerektiği orta sahanın orta bölümünden aldığı topu sürmesi,şık çalımları ve son vuruşu gecenin en güzel hareketleriydi..Santos'u böyle kullanmalı Fenerbahçe,şut atmasını beklemeli orta yapmasını değil..Dedim ya futbolcu meziyetleri bu tarz oynamaya daha elverişli diye işte onu kanıtladı bana Santos bu golle..

Sivasspor'a gelince..Evet Sayın Bülent Uygun bu mu Sivasspor gerçeği?..Bu mu geçen seneden daha güçlü ve alternatifli kadro?Bu mu Avrupa'da başarılı olucak Türkiye'de yine ses getirecek takım?

Bundan 5-10 sene öncesinin tipik Anadolu takımı..Tamamen kapanan ilerde bir oyuncu bırakan,hücum adına hiçbir şey yapmayan ve hatta yapmaya çalışmayan bir takım..Sağ bekte stoper Murat,orta sahada Onur ve İbrahim..Sağ açık Kadir'de ya sağ beki ikiledi yada önliberoyu üçledi..Orta 4 lüden sadece Cihan ileriyi düşündü o da Kamanan'ın koşularına doğru topu atamadı bir türlü..Bileklerine gerçekten hakim ama kafası yukarda oynamayı öğrenmeli..Biraz akıllı olabilseydi Kamanan'ı en az 3-4 kez defansın arkasına sarkıtabilirdi ama o çalım atmayı düşünde hep,pasları vermekte geç kaldı sonucunda da ya Kamanan'ı ofsaytta buluşturdu topla ya da pozisyonunu kaybetmişken..Diğer hücum opsiyonu(!) Ersen Martin'e ayrıca değinmek istiyorum..

Ersen Martin ne yaptı da 90 dakika sahada kaldı anlayamadım..Benim izlediğim Ersen,hava toplarında bolca faul yaptı geri kalan pozisyonlarda da ofsaytta bekledi..Evet Ersen Martin'in oynadığı oyunun tümü buydu..Kamanan Ersen'den ne kadar kötüydü de oyundan o çıktı çözemedim..Rakiple ilerde tek mücadele gücü gösterebilen oyuncunu neden kenara gelir ki..Kimse kusura bakmasın ama bu Bülent Uygun ya hoca filan değil ya da takımını sabote etti..Kamanan çıktıktan sonra Önder de Bilica da hücuma gözü kapalı çıktılar duran toplarda ve geri dönme gayretinde bile bulunmadılar..Bu adamı oyundan alınca Fenerbahçe savunmasına tehdit olabilcek birşeyi kalmayacağını,rakibin savunmasını daha da ileri çıkarabilceğini hiç düşünmedi mi bilemiyorum..Belki ben abartıyorumdur bilemiyorum ama çıkacak oyuncuda ki bir tercih hatası maçın kaderini nası etkiler bugün onu gördük..

Oyuna giren Musa ile Erman'da inanılmaz derecede kötülerdi..Özellikle Musa tam bir hayal kırıklığı yarattı bende..Geçen seneki takımın bence en faydalı oynayan ismiydi,gizli kahramanıydı..Bu sene o da bozulmuş,anlaşılan takımda komple bir çöküş var..Bülen hoca 5 ya da 7 gol yemeye çalışacağına bu oyuncular 3 ayda nası bu kadar geriledi onu düşünsün yoksa bu sezon kendisini zirve değil ancak ilk 10 yarışı içinde bulur..

Fenerbahçe'ye gelince,orta sahası gerçekten iyi mücadele ediyor.Emre geçen sezonun 2.yarısından beri çok etkili oynuyor ve ben Cristian'ı herkesin aksine beğeniyorum..Sertlik konusunda eksikliği olabilir ama pas araları ve topu oyuna sokuşu takıma kesinlikle büyük artılar sağlıyor ancak kanatlardaki dribbling eksikliğini çözmezlerse bu sene bir çok maçta ilk yarıdaki gibi zorlanır..Kötü bir maç çıkarmalarına rağmen Galatasaray ile beraber ligin favorisi olduklarını hissettiriyorlar..Bence geçen sezonki Fenerbahçe ile arasındaki en büyük fark bu..

Diego Lugano Tekrar Fenerbahçe'de..

Lugano kendi resmi sitesinde açıklamış..4 yıl daha Fenerbahçe için oynayacak..Stoperde mevkiindeki yetersizliğe neden olan sorunu yine kendisiyle çözmüş Fenerbahçe yönetimi..Fenerbahçe de resmi sitesinde transferi açıkladı..Ne diyelim hayırlı olsun..

Alex De Souza

Alex de Souza..Hepimiz 2003 Konfederasyon Kupa'sında son dakikada bize attığı golle tanıdı tam olarak.Tarihi bir fırsatı elimizden almıştı.O gol olmasaydı milli takım tarihimizde bir Brezilya zaferi olucaktı..Olmadı,izin vermedi..O ana kadar çok iyi anlaştığı Ronaldinho'dan aldığı pası filelerimize gönderdi..Gruptan çıkmalarına yetmedi belki ama bize de olası bir zafer şansı tanımadı..
İşte o Alex'i alabilmek için 2 sene uğraştı Fenerbahçe ve sonunda başardı..Türkiye'ye Alex'i getirebilme başarısını gösterdi.Açık konuşayım bir Galatasaraylı olarak o gün takdir etmiştim Fenerbahçe'yi böyle bir ismi Türkiye'ye getirdiği için biraz kıskançlık hissiyle tabi..
Hagi ile kıyaslandı tabi ki her gelen 10 numara gibi..Bence bırakın Galatasaray'ı Fener'i dünyaya bir Hagi daha gelmeyecek..Hagi'den yeteneklisi gelicektir muhakkak ama Hagi'yi özel kılan şey yetenekleri değildi,kimsede olmayan özellikleriydi ya neyse..Alex de bunlardan biri en
az onun kadar yetenekli ama Hagi'yi farklı kılan şeyler onda var mı?..bence yok..
Neyse konuyu saptırmayalım daha fazla.Bugün 150. lig maçına çıkıyor Alex ve geride kalan 149 maçın bilançosu:81 gol 71 asist..Şaka gibi,oynadığı maçtan daha fazla gole katkısı var.Modern futbolda görülmesi çok zor bir durum.Muhtemelen bir daha da görmemiz pek mümkün değil..
Evet belki Hagi kadar büyük bir oyuncu değil ama gerek Fenerbahçe'ye verdikleri gerekse istatistikleri gösteriyor ki bu ülkeye gelmiş en elit yabancılardan biri,hemde listenin en başındakilerden biri..
Ve bir futbol sevdalısı olarak diyorum ki,ve de bir Galatasaraylı olarak, iyi ki varsın Alex,ne mutlu ki senli izleyebildim!!!